Kuran Ahlakı

Mübarek Ramazan

Tüm İslam Dünyası’nın her yıl büyük bir heyecanla beklediği, mübarek Ramazan Ayı’nın içerisindeyiz. Bütün Müslümanların, bereket, hayır, huzur ve öncelikle de barış getirmesini gönülden temenni ettiğimiz bu mübarek ayını kutlarız.

Devamı…

Kuran Temel Başvuru Kaynağıdır

Allah’ın sözü olan Kuran, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün ne olduğunu insanlara bildiren hak kitaptır.

Devamı…

Kuran Okunduğu Zaman Susup Dinlemenin Önemi

Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.

(Araf Suresi, 204) 

Devamı…

Kuran’da Tarif Edilen Güçlü Allah Korkusu

Allah korkusu, bir insan için hem imanının çok keskin bir göstergesi hem de onun ebedi hayatını belirleyecek çok önemli bir özelliktir. İnsan, ancak ve ancak Allah’tan korkup sakınırsa kurtulacaktır.

Devamı…

Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri

İnsanlar karşılarındaki kişiyi kendi istedikleri doğrultuda yönlendirebilmek için sık sık yalana başvururlar. Yalanın ardında kimi zaman kişinin gururunu kurtarma telaşı, kimi zaman samimiyetsiz bir tavra zemin hazırlama kimi zaman da üstünlük elde etme arzusu vardır. Ancak sebebi ne olursa olsun yalan, Kuran’da haram kılınan fiillerdendir.

Devamı…

More Articles…

  • Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Sözüne İtimat Edilmeyecek Kişiler
  • Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Namazda Huşu İçinde Olmak
  • Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Müslümanlar Birbirlerinin Dostlarıdırlar
  • Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Kıskançlık Kuran Ahlakına Aykırıdır

    Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Sözüne İtimat Edilmeyecek Kişiler

          Doğruyu bulabilmek için, kişinin kendi aklının, bilgisinin veya tecrübelerinin yetersiz kaldığı durumlarda, bir başkasının öğüdüyle hareket etmesi Kuran’da tavsiye edilen bir ahlaktır.

    Devamı…

     

    Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Namazda Huşu İçinde Olmak

    Hergün düzenli olarak yapılması farz olan, vakitleri belli ibadetler vardır. Ancak bu ibadetleri sürekli olarak yerine getiriyor olmak müminlerde hiçbir zaman için düşünülmeden sadece alışkanlıkla yerine getirilen uygulamalara dönüşmez.

    Devamı…

     

    Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Müslümanlar Birbirlerinin Dostlarıdırlar

    Peygamberimiz (sav) ile birlikte yaşama şerefine erişmiş olan müminlerin birbirlerine olan sevgileri, düşkünlükleri ve fedakarlıkları da tüm Müslümanlar için bir örnektir.

    Devamı…

     

    Kuran’dan Güzel Ahlak Örnekleri: Kıskançlık Kuran Ahlakına Aykırıdır

    Kıskançlık, insanların dünyaya olan bağlılıklarından kaynaklanan önemli bir tavır bozukluğudur. Allah Kuran’da “… Nefisler ise ‘kıskançlığa ve bencil tutkulara’ hazır (elverişli) kılınmıştır…” (Nisa Suresi, 128) ayetiyle insanların nefsinde böyle bir özellik olduğunu bildirmiştir.

    Devamı…

     

    Allah (cc)’ın Rahmetine Vesile Olan Bir İbadet: Namaz Kılmak

    . Müslümanlar 5 vakit namazlarını kılmakla sorumludurlar. Kuran’da namazla ilgili pek çok ayet yer almaktadır. Namazı vaktinde kılmak gerektiğini Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle bildirmektedir:

    “… namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. “ (Nisa Suresi, 103)

    “Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. “ (Müminun Suresi, 9)

    Peygamber Efendimiz (sav) de pek çok hadis-i şeriflerinde 5 vakit namazın vaktinde kılınması gerektiğini haber vermiştir. Bu hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

    ” … Artık, güneşin doğma ve batmasından önce hiçbir namaz hususunda size galebe çalınmamasına gücünüz yeterse bunu yapın (namazları vaktinde kılın, vaktini geçirmeyin).” (Kütüb-ü Sitte, 5121)

    Devamı…

     

    More Articles…

    • Allah (cc)’ın Rahmetinden Ümit Kesmemek
    • Allah (cc)’ın Kudretini Takdir Edebilen Bir Üslup ile Konuşmak
    • Allah’ın Yarattıkları Üzerinde Derin Düşünmek
    • Allah’ın Verdiği Bir Nimet: Hikmetli Konuşmak

      Allah (cc)’ın Rahmetinden Ümit Kesmemek

      Kuran’da övülen peygamberlerden biri olan Hz. Yakup (as) kendi oğullarına Yüce Allah (cc)’a karşı ümitvar olmayı öğütlemiştir. Hz. Yakup (as)’ın oğullarına Allah (cc)’ın rahmetinden umut kesenlerin yalnızca inkar edenler olduğunu söylediği, Kuran-ı Kerim’de şu şekilde bildirilmektedir:

      Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez. (Yusuf Suresi, 87)

      Devamı…

       

      Allah (cc)’ın Kudretini Takdir Edebilen Bir Üslup ile Konuşmak

      Bu samimi sevgi, saygı ve teslimiyet, kişinin tüm hayatına olduğu gibi konuşmalarına da yansır. İman eden bir insan, Cenab-ı Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını; herkesin ve herşeyin, tüm varlıkların her an O’na muhtaç olduklarını bilir. Allah (cc)’ın kudretini ve büyüklüğünü kavradığı için aynı zamanda kendi aczinin de farkındadır. Allah (cc) dilemedikçe, kendisinin tek başına hiçbir şey yapamayacağını bilir. Bu yüzden ne kadar mükemmel özelliklere sahip olursa olsun, bunlardan dolayı kibir ya da büyüklenme duygusuna kapılmaz. Daima aczini bilen, boyun eğici ve teslimiyetli bir hal ve üslup içerisindedir; kazandığı bir başarıdan bahsederken, bunun ancak Allah (cc)’ın izniyle ve O’nun kendisine verdiği yetenekler sayesinde gerçekleştiğini bilerek konuşur. Aynı şekilde kendisine bir övgü yöneltildiğinde de, tüm bu övgülerin aslında Allah (cc)’ın üstün sanatına karşı yapıldığını bilmenin verdiği tevazu içerisindedir.

      Devamı…

       

      Allah’ın Yarattıkları Üzerinde Derin Düşünmek

      Ne kadar sınırsız nimet elde ederlerse etsinler, bunların tümünün geçici dünya hayatı ile birlikte sona ereceğinin farkındadırlar. Olağanüstü bir sistem içinde yaşadıkları, hassas dengelere sahip bir gezegen üzerinde varlıklarını, sorunsuz olarak sürdürdükleri bilgisine sahiptirler. Insanların büyük bir kısmının bu gerçeklerden habersizmiş gibi yaşamalarının ve dünya hayatına hiç bitmeyecekmiş gibi sarılmalarının sebebi ise, onları etkisi altına almış bir tür zihinsel uyuşma, bir çeşit büyüdür. İnsanlar, zamanın geçmekte olduğunu unutmaya çalışarak, ellerindeki nimetleri sonsuzmuş gibi kabul ederek ve ölümle buluşacaklarını inkar ederek bu gerçekleri ortadan kaldırmaya çalışırlar. Oysa düşünmemek, bu insanları bir tür akıl zayıflığına ve zihin uyuşukluğuna götürür. Bu insanlar, Allah (cc)’ın yarattığı gerçekleri göremez, nimetleri fark edemez ve ahireti anlayamaz duruma gelirler. Bu, şeytanın, insanların Allah (cc)’ı düşünmelerini ve kavramalarını engellemek için çağlar boyu uyguladığı, değişmez taktiktir. Oysa Allah (cc), tüm insanları, tüm yaratılanlar üzerinde derin düşünmeye davet etmektedir:

      Devamı…

       

      Allah’ın Verdiği Bir Nimet: Hikmetli Konuşmak

      Bu nedenle insanlara Allah’ın varlığını, birliğini ve yüceliğini anlatarak, onları Kuran ahlakına çağırmakla görevli olan müminler için konuşmak hem büyük bir nimet hem de önemli bir ibadettir. Bu doğrultuda Allah’ı zikreder, insanlara sözün en güzelini söyler, onlara din ahlakını tebliğ eder, iyiliği emreder kötülükten men ederler. Böylece konuşmak müminler için hayatlarının sonuna kadar ecir kazanabilecekleri bir ibadete dönüşür. Hikmetli konuşmanın en güzel örneklerini ise peygamberlerimizin hayatlarında görmemiz mümkündür. Kuran’da hayatları hakkında detaylı bilgi verilen değerli peygamberlerimizin tebliğ yaptıkları insanlara karşı verdikleri örnekler, sordukları düşündürücü sorular, yaptıkları kısa ama akılda kalıcı anlatımlar, inkar eden kimselerle olan diyalogları tüm Müslümanlar için birer hikmet örneği niteliğindedir.

      Devamı…

       

      Allah’ın Tavsiye Ettiği Ses Tonu

      Sesin olumlu ya da olumsuz yönde kullanılabilmesi tamamen kişinin sahip olduğu ahlakla ilgili bir konudur. Allah’ın mümin kullarına bu konudaki tavsiyesi, Kuran’da şöyle bildirilmektedir:

      “… Sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir.” (Lokman Suresi, 19)

      Devamı…

       

      More Articles…

      • Allah’ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak
      • Allah İnsana Kendi Ruhundan Ufledi
      • Allah’ın Simetri Sanatı
      • Allah’ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak

        Allah’ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak

        Bir an gözümüz odamızdaki bir aynanın çerçeve süsüne yönelir, ardından duvar kağıdının süsüne, hemen akabinde televizyonun düğmesine, yerdeki kabloya, kapının koluna; ard arda onlarca, yüzlerce detayla muhattap olur göz. Yerimizden kalkıp mutfağa gitmeye karar verdiğimizde yürürken yolumuz üzerinde yine onlarca detayla birlikte ilerler gözlerimiz. Örneğin, koridorda asılı olan tabloda resmedilmiş bir çiftçinin gömleğine. Ulaşmaya karar verdiğimiz mekana gidene kadar farkında olsak da olmasak da farklı açılardan, yeni yeni detaylar görerek ilerleriz. Yüzlerce kez dolaştığımız evimizin içinde yüzlerce, binlerce farklı noktaya değişik açılardan bakar gözlerimiz. Ve bunların pek çoğu insanın kararının dışında istemsiz olarak gerçekleşir. Biz tüm bu detayları görürüz, çünkü kaderde her bir detay daha bizler doğmadan evvel Allah Katında öyle takdir edilmiştir. Bu detayların her birini yaratan Allah’tır. Kader birbiriyle uyum içerisinde peşpeşe uzayıp giden bu anların bütününden meydana gelir.

        Devamı…

         

        Allah İnsana Kendi Ruhundan Ufledi

        Beynin içindeki görüntüyü “görüyorum” diyen, beyin içindeki sesleri “duyuyorum” diyen, kendi varlığının şuurunda olan bilinç sahibi varlık, Allah’ın insana vermiş olduğu ruhtur. Materyalist zihinlerin, ortaya çıkmasından en çok çekindikleri gerçek budur. Ruh, göze ihtiyaç duymadan görür, ellere ihtiyaç duymadan dokunur, kulağa ihtiyaç duymadan duyar, buruna ihtiyaç duymadan koku alır ve ağıza ihtiyaç duymadan tadar.

        Bilim adamlarının yıllardan beri çözmeye çalıştıkları “algılayan kim?” sorusunun yegane cevabı ruhtur. Allah, insanın ruhuna sürekli olarak görüntüleri seyrettirir, gece gündüz, bu dünyada veya rüyada sürekli olarak o insana ait bir dünya yaratır. O dünyanın içinde her şey mükemmel görünümdedir, kusursuzdur.

        Öyle ki, karşımızdaki net görüntünün, derinlik hissinin gerçekte yalnızca bir hayalden ibaret olduğunu, gerçek dış dünya ile hiçbir bağlantısının olmadığını anlamamız son derece güçtür.

        Devamı…

         

        Allah’ın Simetri Sanatı

        Her insan aynada yüzüne baktığında kusursuz bir simetriyle karşılaşır. Bu simetri Allah’ın yarattığı tüm insanların yüzlerinde vardır. Allah bütün insanları yüzlerinde birbirinden farklı yüz ifadeleri, bakış ve anlam ile ama daima aynı simetri mükemmelliği içinde yaratmaktadır. İnsan gözünü çevirip içinde bulunduğu odaya, eve, şehre ve yaşadığı dünyaya baktığında çevresindeki her şeyin Allah’ın yarattığı simetri harikalığını taşıdığını görür. Simetri güzelliğin en önemli şartlarından birisidir. Simetri ile bir nesne, bir eşya veya bir canlı güzellik kazanır. İnsan yüzünün güzel olmasında da elbette simetrinin etkisi büyüktür.

        İnsan çevresine baktığında gördüğü göz alıcı güzellikteki birçok canlının bir simetri harikası olduğunu fark eder. Bütün güller, menekşeler, papatyalar tümü son derece düzgün ve birbiriyle uyumlu yaratılmıştır. Gülün yapraklarındaki muhteşem uyum hemen dikkat çeker. Allah’ın kuşların tüylerinde yarattığı desenler, renklerin ve şekillerin mükemmel geçişi, insanın ruhunda müthiş bir heyecan yaratır.

        Devamı…

         

        Allah’ın Sanatını İzleyen Bir Görüşe Sahip Olmak

        . Bir an gözümüz odamızdaki bir aynanın çerçeve süsüne yönelir, ardından duvar kağıdının süsüne, hemen akabinde televizyonun düğmesine, yerdeki kabloya, kapının koluna; ard arda onlarca, yüzlerce detayla muhattap olur göz. Yerimizden kalkıp mutfağa gitmeye karar verdiğimizde yürürken yolumuz üzerinde yine onlarca detayla birlikte ilerler gözlerimiz. Örneğin, koridorda asılı olan tabloda resmedilmiş bir çiftçinin gömleğine. Ulaşmaya karar verdiğimiz mekana gidene kadar farkında olsak da olmasak da farklı açılardan, yeni yeni detaylar görerek ilerleriz. Yüzlerce kez dolaştığımız evimizin içinde yüzlerce, binlerce farklı noktaya değişik açılardan bakar gözlerimiz. Ve bunların pek çoğu insanın kararının dışında istemsiz olarak gerçekleşir. Biz tüm bu detayları görürüz, çünkü kaderde her bir detay daha bizler doğmadan evvel Allah Katında öyle takdir edilmiştir. Bu detayların her birini yaratan Allah’tır. Kader birbiriyle uyum içerisinde peşpeşe uzayıp giden bu anların bütününden meydana gelir.

        Devamı…

         

        Allah’ın Sadece İman Edenlere Lütfettiği Büyük Bir Nimet: Sevgi

        İnsanların birçoğu sevgiyi yaşadıkları iddiasıyla ortaya çıkarlar. Karşılarındakini sevdiklerini, değer verdiklerini söylerler. Oysa hayatlarına bakıldığında, yaşamları boyunca süreceklerini iddia ettikleri sevginin çok kısa zamanlar içinde tükendiği; sevgilerinin bittiği ve bu kişilerin karşılıklı olarak artık birbirlerini eskisi gibi sevmedikleri görülür. Bu durum insanların gerek arkadaş sevgisi, gerek akraba, gerek iş arkadaşlığı gerekse ikili diyaloglarında hep bu şekilde gelişir.

        Bu durum, insanların sevgiyi, asıl yeri olan ruhta değil, fiziki ve maddi birtakım kavramlarda aramalarından kaynaklanmaktadır. Sevgi, fiziki görünüş, maddi imkanlar, sosyal çevre, ortak kültür, meslek gibi kavramlar devreye girdiğinde, gerçek anlamını kaybeder. Yerini bir tür çıkar birlikteliği veya çıkar arkadaşlığına bırakır. Boyutu ne olursa olsun, çıkarlara dayanan bu sözde sevgi ise her zaman için geçicidir.

        Devamı…

         

        More Articles…

        • Allah’ın Sadece İman Eden İnsanların Ruhunda Yarattığı Mucize Duygu: Sevgi
        • Allah’ın Ruhunu Taşıdığını Bilen Bir İnsan Nasıl Yaşar?
        • Allah’ın Rızası, Rahmeti ve Cennetini Kazanmak
        • Allah’ın Razı Olacağı Tavrı Anlamak Son Derece Kolaydır

          Allah’ın Sadece İman Eden İnsanların Ruhunda Yarattığı Mucize Duygu: Sevgi

          İman edenlere de çok çeşitli yollarla yaklaşarak Allah’a olan sevgilerini ve bağlılıklarını engellemek ister. Bunun için kullandığı sinsi yöntemlerden biri ‘iman edenleri güzel ahlakı yaşama konusunda orta bir yolda tutmaya çalışmasıdır’.

          Her insanın nefsinde bulunan enaniyet hissini kabartmaya çalışan şeytan, iman edenlerin Allah’a karşı mazlumluğunu ve boyun eğiciliğini arttırmasını engellemek için onlara, ‘güzel ahlak konusunda yaptıklarının yeterli olduğu’, ‘çaba göstermelerine gerek olmadığı’, ‘biraz gurur yapmalarında bir mahsur olmayacağı’ gibi vesveseler verir. Bu yollarla iman edenlerin Allah’a olan sevgilerini ve daha güzel ahlaklı olma çabalarını engelleyerek ve iman edenlerin gurur ve enaniyet yapmasını sağlayarak Kuran ahlakından uzaklaştırmak ve cehenneme sürüklenmelerini sağlamak ister.

          Devamı…

           

          Allah’ın Ruhunu Taşıdığını Bilen Bir İnsan Nasıl Yaşar?

          Dünya hayatının, kendisine gösterilen görüntüler doğrultusunda yaşadığı bir imtihandan ibaret olduğunun; asıl hayatın ise sonsuz ahirette yaşanacağının farkına varır.

          Hırs ve tutkuyla, hayalden ibaret olan bir dünyayı elde etmeye çalışmanın mantıksızlığını anlar. Asıl olarak, varlığın ve sonsuzluğun gerçek hakimi olan Rabbimiz’in rızasını kazanmaya çalışır. Asıl sevgisini, bağlılığını, her şeyin tek ve gerçek sahibi, Varlığı her şeyi kuşatmış olan, sonsuz kudret sahibi Rabbimiz’e yöneltir.

          Bu gerçeği kavramasıyla birlikte, hiçbir değeri olmayan geçici dünya hayatı için hırslara kapılıp üzülmek, menfaat elde etmek için çabalamak, bunun için zalimliğe, gaddarlığa ve acımasızlığa yönelmek yerine, güzel ahlakıyla nimetlerin sonsuz olanının dilediği an insana sunulduğu cennet hayatını kazanmayı hedefler.

          Her şeyin aslına ve en güzeline ahirette kavuşacağını umut eder ve bu sonsuz hayatta pişman olmamak için gücünün yettiği en fazla çabayı harcar. Rabbimiz’in kudretini gereği gibi takdir edebildikçe, Allah’ın cennetteki sonsuz nimet gibi, cehennemde de sonsuz bir azap yarattığını anlar.

          Allah’ın her şeyi ve her yeri kapladığını bilen bir insan, Allah’a karşı hayatının her anında samimi davranır. Her an ölümle karşılaşabileceğini, bu dünyanın sona ereceğini ve gerçek ahiret hayatı ile karşılaşacağını aklından çıkarmaz. Bunu bilmek ve buna göre davranmak, insana sonsuz güzellikleri ve nimetleri getirecek olan büyük bir kazançtır.

          “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?” (Enam Suresi, 32)

           

          Allah’ın Rızası, Rahmeti ve Cennetini Kazanmak

          Din ahlakından uzak yaşayan insanlar ise, ya Alah’ı inkar ederler (Allah’ı tenzih ederiz.), ya da Allah’ın varlığını bilmelerine rağmen Allah’tan “gereği gibi” korkup-sakınmazlar. Bu özellikteki insanların büyük çoğunluğu yaşamlarını, kendilerini yaratmış olan Yüce Allah’ın varlığını ve yaratılış gayelerini düşünmeden geçirirler, hayatlarının kim tarafından, nasıl ve neden başlatıldığını göz ardı ederler. Kuran’da, böyle bir yaşamın boş ve çürük bir temele dayandığını, yıkımla bitmeye mahkum olduğunu Rabbimiz şu hikmetli benzetmeyle bildirmiştir:

          “Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 109)

          Oysa mümin, herşeyi hakkıyla bilen Yüce Allah’ın varlığının ve gücünün farkındadır. Allah’ın onu niçin yarattığını ve ondan neler istediğini bilir. Bu nedenle de dünyadaki asıl amacı Allah’ın razı olacağı bir kul olmak için çalışmaktır. Bu amaç için her yolu dener, tüm yaşamı boyunca bunun için ciddi bir çaba gösterir.

          Tags:

          Devamı…

           

          Allah’ın Razı Olacağı Tavrı Anlamak Son Derece Kolaydır

          Örneğin insan gününü nasıl geçireceği konusunda Allah’ın rızasının en çoğuna göre bir seçim yapması gerektiğinde karşısında pek çok alternatif olduğunu görür. Tüm gününü evde oturup spor yaparak ve televizyon izleyerek geçirebilir. Spor yapmanın sağlığını korumak için önemli olduğunu, televizyon izlemenin de kültürünü artıracağını söyleyerek bunlarda Allah rızasını gördüğünü söyleyebilir. Ama dünya üzerinde dinsiz akımlar bu kadar güç kazanmışken, İslam topraklarında savunmasız kadınlar, yaşlılar ve çocuklar “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için öldürülürken, savaşlar, çatışmalar ve ahlaki yozlaşma bu derece artmışken, iman eden bir insanın tüm gününü spora ve televizyona ayırması vicdanlı bir tavır olmaz. Bunun yerine Kuran ahlakının mükemmelliğini diğer insanlara anlatıp, onların da ahiretlerine vesile olmaya çalışması hiç şüphesiz diğerinden daha hayırlı bir davranış olacaktır. Çünkü bu “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle de bildirilmiş, her Müslümanın üstlenmesi gereken bir sorumluluktur. Bu sorumluluğa yöneldiği takdirde öncelikli olarak kendi ahireti için ibadette ve salih bir amelde bulunmuş olur. Bu davranışın kişiye Allah’ın rızasını daha çok kazandırabileceği son derece açıktır.

          Devamı…

           

          Allah’ın Rahmetinden Umut Kesmemek

          Allah birçok ayette Müslümanların hatta çok takva sahibi olan Müslümanların da hata yapabileceğini vurgulamıştır. Bu açıklamalar inananların kalbine ferahlık verir. Aksi takdirde isteyerek veya istemeyerek herhangi bir hata yapan bir Müslüman, büyük bir sıkıntı ve vicdani baskı altına girebilirdi. Ancak Müslümanların Allah’a karşı bir kusur içinde olmama konusunda büyük bir hassasiyet içinde olduğunu bilen Allah, Kuran’da övgüyle bahsedilen Peygamberlerden de örnekler vererek istisnasız her insanın büyük ya da küçük birçok hatası olabileceğine dikkat çekmiştir. Böylece ayetlerdeki bu şevklendirici ve kalp ferahlatıcı açıklamalar, Müslümanların herhangi bir hata sonrası ümitsizliğe kapılmalarını engellemiştir. Hatta Allah insanlarda hata çeşitliliğini o kadar geniş tutmuştur ki, insanların yaptıktan sonra pişmanlık duyup tevbe ettikleri istisnasız her hatanın bağışlanacağını bildirmiştir.

          Devamı…

           

          More Articles…

          • Allah’ın Kuran’da Tavsiye Ettiği Ses Tonu
          • Allah’ın Kuran’da Övdüğü Örnek Müslüman Karakterine Nasıl Sahip Olunur?
          • Allah’ın Kuran’da Örnek Gösterdiği Bir Tutum: Kararlılık
          • Allah’ın Kadrini Takdir Edemeyenler Hiçbir Ortamdan Hoşnut Olamazlar

            Allah’ın Kuran’da Tavsiye Ettiği Ses Tonu

            Bir insanın olumlu ve dengeli bir karakter yansıtmasında, ses tonu oldukça önemli bir yer tutar. Sesin olumlu ya da olumsuz yönde kullanılabilmesi tamamen kişinin sahip olduğu ahlakla doğru orantılı bir konudur. Allah’ın mümin kullarına bu konudaki tavsiyesi, Kuran’da Hz. Lokman’ın ağzından şöyle bildirilir:

            “… Sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir.” (Lokman Suresi, 19)

            Ayetteki örnekte bildirildiği gibi, bağırarak konuşan bir insanın karşı tarafta oluşturduğu etkinin olumlu olması beklenemez. Yüksek bir sesle, bağırarak konuşmak hem yorucu, hem de rahatsızlık verici bir tavırdır.

            Ancak belirtmek gerekir ki; burada söz konusu olan sesin kullanılış şeklidir. Kulağa hoş gelebilecek bir ses bile, sinirli ve kibirli, kötü bir ahlak ile birleştiğinde son derece itici ve rahatsız edici olabilirken çok güzel olarak nitelendirilemeyecek bir ses, Kuran ahlakı ve ruhu ile çok olumlu bir şekil alabilir.

            Güzel ahlaklı bir müminin herşeyden önce, her tavrı asil, nezaketli, alçak gönüllü, barışçı ve çözümcüdür. Hayata olan olumlu bakış açısı nedeniyle son derece canlı, neşeli ve hareketlidir. İşte ancak Kuran ahlakının yaşanmasıyla ortaya çıkabilecek olan bukemmel yapı, kişinin sesine de yansır.

             

            Allah’ın Kuran’da Övdüğü Örnek Müslüman Karakterine Nasıl Sahip Olunur?

            Bu kişiler eğlenceli bir ortamda neşeli, ciddi bir ortamda ağırbaşlı ve olgun, çıkar elde etmek istedikleri ortamda menfaatleri doğrultusunda tavır gösterirler. Evlerinde ise tüm bu çizdikleri karakterlerden uzak davranarak, gerçek kişiliklerini sergilerler. Bu tip insanlara toplumda her ortamın insanı adı verilir ve aslında son derece yanlış olan bu kişilik yapısı sanki güzel bir özellikmiş gibi algılanır. Oysa bu, çok tehlikeli bir yapıyı beraberinde getirir. Çünkü bu insanlar değişen koşullar karşısında hiç beklenmedik tavırlar sergileyebilirler. Örneğin yumuşak başlı görünen bir kişi bazı olayların istediği gibi gitmemesi durumunda son derece sinirli ve öfkeli bir tavır sergileyebilir, olgun görünen biri çok basit bir olay karşısında çocuksu bir karaktere bürünebilir.

            Aslında, bu insanların bulundukları ortama göre değişik karakterler sergilemelerinin nedeni pek çok puta sahip olmalarından kaynaklanır. Bu insanlar herkes için kendi kafalarında bir sınıflama yapmışlardır ve buna göre davranışlarını düzenlerler. Yüce Allah bu kişilerin durumunu Kuran’da şöyle bildirir:

            “Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah’ındır. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.” (Zümer Suresi, 29)

            Devamı…

             

            Allah’ın Kuran’da Örnek Gösterdiği Bir Tutum: Kararlılık

            Müminlerin bu vasıflarının kaynağı, Allah’a olan güçlü imanları ve O’nun rızasını aramakta gösterdikleri titizliktir. Hiçbir zorluk, tek amaçları Allah’ın rızasını kazanmak olan müminleri, O’nun emirlerini yerine getirmekten alıkoyamaz. Bir mümin alabildiğine kararlı bir tutum ile hayatı boyunca gittikçe artan bir şevk ve azim içinde kulluk görevini yerine getirir ve -Allah’ın dilemesi dışında- O’nun emrettiği güzel ahlakı yaşamaktan vazgeçmez.

            Allah İçin Hayırlarda Yarışmak

            Kesin bir kararlılık ve güçlü bir irade imanla, hidayetle ve tevekkülle birlikte gelen üstün bir mümin özelliğidir. Çünkü Allah’a tevekkül etmiş ve kadere iman etmiş bir kişi, hiçbir zorluk ve sıkıntı karşısında yılgınlık göstermez, mücadele azmini yitirmez. Herşeyi yapanın Allah olduğunu bildiği için şevk ve heyecan içinde karşısına çıkan her fırsatı değerlendirir ve hayırlarda yarışır.

            Devamı…

             

            Allah’ın Kadrini Takdir Edemeyenler Hiçbir Ortamdan Hoşnut Olamazlar

            Rabbimiz Kuran’da tüm insanları dünya hayatının geçiciliği konusunda uyararak, gerçek ve kusursuz olan hayatın ahiret hayatı olacağını pek çok ayetle haber vermiştir. Dolayısıyla bir insanın asıl hedefi, bu dünyada Allah’ı razı edecek salih davranışlarda bulunarak cennete girebilmek için çaba harcamak olmalıdır. Bu gerçeğe inanmayan ya da görmezden gelen insanların ise amaçları, kısa ve geçici olan dünya hayatına tamamen ve hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanmak, yalnızca kendi istek ve arzuları doğrultusunda tatmin bulmaya çalışmaktır. Bu nedenledir ki, Kuran ahlakından yüz çeviren tüm insanların hayata dair yaptıkları planlar, koydukları hedefler genelde aynı, hayat tarzları hep sıkıntılı, karamsar ve mutsuzdur. Allah, Kuran’da, “Bu dünya hayatı yalnızca bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.” (Rum Suresi, 64) ayetiyle bu durumu bildirmiştir. Tutkulu oyalanma beraberinde tatminsizliği, kıskançlığı, hasedi ve bencilliği getirmekte, insanın her şeyi yaratan, sonsuz kudret sahibi olan Yüce Allah’ı unutmasından dolayı (Allah’ı tenzih ederiz.) mutsuzluk ve huzursuzluğa sebebiyet vermektedir.

            “… Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur (tatmin bulur). “ (Rad Suresi, 28) ayetiyle Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği gibi kalpler yalnızca Allah’ı anmakla, O’nun rızası için yaşamakla tatmin bulur. Dolayısıyla Allah’ın zikrinden yüz çeviren insanlar için dünya hayatında her ne yaparlarsa yapsınlar tatminsizlik söz konusudur. Bu da pek çok insanı çaresiz bir arayış içine sokmakta ve bu kişilerin oradan oraya amaçsızca gezerek boş vakit geçirmelerine neden olmaktadır.

            Devamı…

             

            Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Etmek Nasıl Olur?

            Nefes alabilir, görebilir, duyabilir, düşünebilir, kalbi atar, hücreleri yenilenir. Acıkır yemek yer ve lezzet alır, güç bulur. Susar, susuzluğunu giderebilir. Konuşabilir.Bunlar Allah’ın insan için yarattığı nimetlerden sadece bir kaç tanesidir. Nimetlerin farkında olan insan için asıl önemli olan Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edebilmektir. Çünkü Allah şanı çok yüce olandır, herşeyin sahibidir, yaratıcısıdır. Allah’ı üstün sıfatlarıyla düşünerek, tanımaya çalışmak gerekir. Allah ayetlerde şanının yüceliğini bize şöyle bildirmektedir:

            Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O’nun avucundadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. (Zümer Suresi, 67)

            Devamı…

             

            More Articles…

            • Allah’ın Hoşnut Olacağını Bildirdiği Güzel Ahlak
            • Allah’ın Hikmetli Örnekleri
            • Allah’ın Emir ve Yasaklarını Gözardı Etmemek
            • Allah’ın Elçileri İman Edenler İçin Rahmet, İnkar Edenler İçin Bir Yıkımdır

              Allah’ın Hoşnut Olacağını Bildirdiği Güzel Ahlak

              Dünyada yaşadığımız hiçbir sevgiyle kıyaslanamayacak kadar değerli olan Yüce Allah’ın sevgisini nasıl kazanabiliriz?

              Allah’a iman etmiş bir insanın güzel ahlakını ortaya koyan, kendisine has çok özel tavır ve davranışları olur. Bu ahlakın örneklerini Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de bizlere detaylı olarak bildirmiştir. Yüce Allah’a gönülden iman eden Müslümanları diğer insanlardan ayıran en önemli fark da, her ortam ve şartta Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği bu güzel ahlaka en küçük bir taviz dahi vermeden uymalarıdır. Kuşkusuz bunun sonucunda ortaya üstün bir ahlak modeli çıkmaktadır. Çünkü insan güzel ve değerli olan tüm vasıflara ancak Allah’ın bildirdiği din ahlakına uyduğunda sahip olabilir. Sonsuz kudret sahibi Yüce Allah, Kuran’da doğruluğu, adaleti, sabrı, fedakarlığı, vefayı, sadakati, kararlılığı, itaati, alçakgönüllülüğü, hoşgörüyü, şefkati, merhameti, öfkeyi yenmeyi ve daha birçok üstün ahlak özelliğini emretmektedir. Bunlar, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışan müminleri diğer insanlardan üstün kılan önemli ahlak özellikleridir. Bu üstün ahlak özelliklerinin müminler için diğer bir önemi ise her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah’ın sevgisine kavuşmalarına vesile olacak olmalarıdır. Bu nedenle dünya hayatında da ahiret hayatında da Rabbimiz’in rahmetini ve sevgisini umut eden müminlere düşen; Allah’ın bildirdiği bu ahlak özelliklerine içtenlikle uymak için gayret göstermektir.

              Devamı…

               

              Allah’ın Hikmetli Örnekleri

              İnşaat mühendisleri yeni bir bina yapımına başlarken ilk önce zeminin detaylı bir araştırmasını yaparlar ve depreme, sele, heyelanlara karşı dayanıklı olan sağlam kayalık alanların bulunduğu yerleri tercih ederler. Dere yatakları, uçurum kenarları ve bataklık alanlar ise binaların yapılması için son derece riskli yerlerdir. Çünkü buralarda meydana gelen herhangi bir doğal afet binaların kolaylıkla çökmesine neden olur. Yüce Allah hikmetli bir örnekle Kuran’da bildirilen şekilde imana sahip olmayan kişilerin yaşamlarının da tıpkı, “yıkılacak yar”ların kenarlarına kurulu binalar gibi yok olacağını bir ayette şöyle bildirmiştir:

              “Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 109)

              Devamı…

               

              Allah’ın Emir ve Yasaklarını Gözardı Etmemek

              Birçok toplumda yaygın olan çarpık bir din anlayışı vardır. Buna göre, öncelikli görülen hükümler ihmal edilince vicdani bir rahatsızlık duyulmakta ancak Kuran’da yer almasına rağmen, aynı derecede titizlik gösterilmeyen emir ve yasaklar ihmal edilince, kişi hiçbir rahatsızlık hissetmeyebilmektedir.

              Çoğu zaman da iman etmedikleri halde yerine getirdikleri bu ibadetleri içinde bulundukları toplumsal değer yargıları nedeniyle yapmaktadırlar.

              Örneğin bir kimse toplum baskısıyla zina veya hırsızlık gibi Kuran’da da yasaklanan eylemleri yapmıyor olabilir. Ancak bu kişi hiçbir sakınca görmeden başkaları hakkında dedikodu yapıyor, müminlere iftira atabiliyor ya da yapmayacağı bir şeyi söylüyor olabilir. Bu durumda söz konusu kimsenin Kuran’da anlatılan İslam ahlakını tam olarak yaşadığı söylenemez. Çünkü içinde bulunduğu inanış şekli aslında toplumun çeşitli örf ve adetlerinden derlenmiş, arasına biraz da İslami motifler katılmış bir “gelenekler dini” olabilir.

              Bu insanların düştükleri en büyük hata, Allah’ın Kuran’da bildirdiği hükümlerden birkaçını yerine getiriyor olmalarından dolayı kendilerini yeterli görmeleridir. Genellikle yanlış inanışa sahip olabileceklerine ihtimal dahi vermedikleri için, Kuran ahlakını uygulama konusunda kendilerinden son derece emindirler. Elbette ki Allah katında Rabbimiz’in rızası hedeflenerek yapılan her bir ibadetin karşılığı vardır. Ancak gözardı edilerek bir kenara bırakılanların da büyük sorumluluğu olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

              Devamı…

               

              Allah’ın Elçileri İman Edenler İçin Rahmet, İnkar Edenler İçin Bir Yıkımdır

              “O gün cehenneme diyeceğiz: “Doldun mu?” O da: “Daha fazlası var mı?” diyecek.” (Kaf Suresi, 30)

              Bu nedenle Kuran ayetleri esas alınarak yapılan samimi sohbetler ve hazırlanan yazılı ve görsel yayınlar, insanların din ahlakına yönelmelerine vesile olan önemli tebliğ yöntemleridir. Ancak içinde yaşadıkları toplumu din ahlakına çağıran peygamberlerimizin döneminde olduğu gibi, Allah’ın varlığı ve yaratma sanatı kendilerine hatırlatıldığı halde bu önemli gerçekleri inkar eden insanlar her dönemde olmuştur.

              İçinde bulunduğumuz dönemde de Kuran ayetlerini ve Kuran ayetleri doğrultusunda hazırlanan eserleri okumaktan şiddetle kaçınan ve sonuç olarak da iman etmeyen insanlar, dünyada ve ahirette büyük kayba uğrayanlardan olacaklardır.

              Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Yüce Allah, insanlara ahiretin varlığını, hayatın gerçek anlamını bildirecek elçiler, uyarıcılar gönderir. Şüphesiz her topluma bir uyarıcı gönderilmesi, Rabbimiz’in Rahman sıfatının bir tecellisidir.

              Devamı…

               

              Allah’ın Dinini Yaşama Konusunda Hayat Boyu Devam Eden Kararlılık

              Allah ayetlerinde güçlü bir imana sahip olan Müslümanların vasıflarına dikkat çekmiş, onların ihlasla ahirete yönelmiş, mütevekkil yapılarını, zorluklar karşısındaki sabırlı tutumlarını, insanlara karşı hoşgörülü, affedici, bağışlayıcı olmalarını ve daha pek çok yönlerini övmüştür. Ne var ki Allah’tan çok korkan, O’nu çok seven, hayatlarının her anını O’nun için yaşayan ve O’nun emrettiği güzel ahlakın gereklerini eksiksiz olarak yerine getiren bu takva Müslümanların yanı sıra, vicdanlarını gereği gibi kullanmayan, dinsizliğe karşı Allah yolunda fikri mücadele vermekten hiçbir özrü olmadığı halde geri kalan ya da örneğin öfkelenme, olaylar karşısında hüzne ya da paniğe kapılma gibi Allah’ın insanları men ettiği kötü ahlak özelliklerini zaman zaman üzerinde barındırabilen, ama tüm bunlara rağmen iman ettiklerini söyleyen insanlar da vardır. Bu durum, Kuran’da işaret edilen iman derecelerine örnek teşkil ederler.

              Elbette ki Allah iman eden herkese cennetini vaad etmiştir. Örneğin bir ayette Allah, hiçbir özürleri olmadığı halde Kendi yolunda fikri mücadeleye katılmayan bazı kişilere de cenneti vaad ettiğini şöyle belirtmektedir:

              Mü’minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cehd edenleri (çaba gösterenleri) oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah, cehd edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. (Nisa Suresi, 95)

              Devamı…

               

              More Articles…

              • Allah’ın Dilemesiyle Yaşanacak Olan Sonsuz Sevgi
              • Allah’ın Dünyada Yarattığı Acizlikler Cennet Özleminin Artmasına Vesile Olur
              • Allah’ın Cennet Ehli İçin Hazırladığı Nimetler
              • Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Hikmeti Görebilmek

                Allah’ın Dilemesiyle Yaşanacak Olan Sonsuz Sevgi

                Sonsuz ilim ve nimet sahibidir. Ve Rabbimiz sonsuz güzelliktedir, sonsuz sevgi sahibidir. Sonsuz güzelliğinin bir tecellisi olarak insanı yaratmıştır ve onu suret suret kılmıştır. İnsan ise, Allah’ın kendisine vermiş olduğu ruhu taşımaktadır. Bunun anlamı ise şudur: İnsan, Yüce Rabbimiz’in rahmeti ve dilemesi ile her şeyin çok fazlasına sahip olabilir.

                İnsanlar genellikle dünya hayatında bunu bilmeden yaşarlar. Bu nedenle uçsuz bucaksız bir sevgi gücüne ve akla sahip olabileceklerini düşünmezler. Bunun bir sonucu olarak, karşılarındaki insanı Allah’ın ruhu olduğu için sevemez bunu akıllarından dahi geçirmezler. Karşılarındaki insanın, Allah’ın ruhu olmasından kaynaklanan bir ruh derinliği olduğunu dolayısıyla bu ruh derinliği içinde onunla içli ve güçlü bir sevgi yaşayabileceklerini bilemezler. Kuşkusuz ki bu çok büyük bir eksikliktir.

                Tüm bu sebeplerle bu insanların sevgi anlayışları genel anlamda son derece yüzeyseldir. Gösterdikleri ve yaşadıkları sevgi bedenle sınırlıdır. Ya da eve, arabaya, gelecek güvencesine… Bunun bir sonucu olarak bedene zarar geldiğinde, ev, araba ortadan kalktığında, gelecek tehlikeye girdiğinde sevgi de biter. Bu anlayışta bunun ötesi yoktur. Bunu telafi edip yeniden oluşturacak bir sistem yoktur. Hepsi geçici değerlere bağlı olduğundan, dünya hayatı da geçici olduğundan, bunların zamanla ortadan kalkıp yok olması dolayısıyla sevginin de yok olması kaçınılmazdır. Nitekim böyle de olur.

                Kişi, karşısındaki insanı Allah’ın ruhu olduğu için sevdiğinde ve Allah’tan gelecek sonsuz bir sevgi ve sevme ihtimali olduğunu bildiğinde ise, bu duygunun tükenmesi Allah’ın dilemesi dışında imkansızdır. Zamanla, hastalıklarla, yokluk ve zorluklarla azalan değil; zaman geçtikçe olgunlaşan, derinleştikçe artıp çoğalan bir sevgi yaşayabileceğinin farkında olur. Bunun bir sınırı yoktur. İnsanın asıl hali ahiretteki halidir. Orada acizlikler yoktur, güçlükler yoktur. Orada Allah, dilediği mükemmel beden ile insanı istediği şekilde tecelli ettirecektir. Allah’ın ruhunu taşıyan bir insanın sırf ruhun aldığı zevki hissederek sevgiyi yaşaması, o kişinin gözlerindeki, aklındaki derin kişiliği ve varlığı keşfederek onunla zihninde derin bir bağlantı kurabilmesi ancak Allah’a bağlanması ve Allah’ı anlaması ile mümkün olabilir. İnsan, Allah’ın ruhunu taşıdığını bilerek sonsuz nimet içindedir. Allah’ın dilemesi ile her şeye sonsuz kere sahip olabilir. Elbette ki sevgiye de.

                Yüce Rabbimiz bir ayetinde gerçek sevginin ancak Allah’ın katından insana bahşedileceğini haber vermiştir:

                “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)

                 

                Allah’ın Dünyada Yarattığı Acizlikler Cennet Özleminin Artmasına Vesile Olur

                İçinde yaşadığımız dünyada canlı ve cansız tüm varlıklar sahip oldukları detaylarla mükemmeldir. Yıldız sistemleri, gezegenler, gök taşları kusursuz bir düzende hareket ederler. Yeryüzünde yaşamını sürdüren canlılara baktığımızda ise, Allah’ın zengin sanatının tecellilerini ve insanın tüm bu dengeler olmadan yaşamasının mümkün olmadığını görürüz. Örneğin denizler, olağanüstü güzellikte canlılarla donatılmıştır. Dantelimsi mercanlar, rengarenk balıklar, süslü deniz yıldızları Allah’ın yaratışındaki sanatın örneklerinden yalnızca birkaçıdır. Bütün bunlara baktığımızda, herhangi bir eksiklik göremeyiz. Allah tüm canlıları çeşitli güzelliklerle donatmıştır.

                İlim bakımından her yeri kuşatmış olan Allah insanlarda da sanatını tecelli ettirir. Fakat Allah’ın insanlarda yarattığı eksiklikler, acizliğimizi hatırlayıp, tek güç sahibi olanın Allah olduğunun şuurunda olmamız için birer nimettir. Tüm kainatı ve içindekileri yaratan Yüce Allah, dilerse insanı da bu eksikliklerden uzak yaratmaya kadirdir. Örneğin bir nilüfer yaprağı kendi kendini temizleyecek şekilde yaratılmıştır. Oysa bizim temizlenmemiz için mutlaka su, sabun gibi yardımcı maddeleri kullanmaya ihtiyacımız olur. Bir arı, çok uzak mesafelere uçabilir ve saniyede 200 defa kanatlarını çırpabilir. Bizim ise kollarımızı kaldırıp indirmeyi bu hızda yapmamız imkansızdır. İnsanın, bir çita kadar hızlı koşması, mercan balıkları gibi süslü olması veya kuşlar gibi uçması da doğal yollarla mümkün değildir.

                Devamı…

                 

                Allah’ın Cennet Ehli İçin Hazırladığı Nimetler

                Allah. cenneti tarif edip tanıttığı ayetlerle, insanlara dünyadakilerle kıyaslanmayacak bir nimet ufku açmaktadır. Bir ayette cennetteki bu nimet genişliği şöyle haber verilmektedir:

                “Orada diledikleri herşey onlarındır; Katımızda daha fazlası da var.” (Kaf Suresi, 35)

                Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde müminlere, kendilerini bekleyen cennet nimetleri hakkında şu ayeti hatırlatmıştır:

                Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez. (Secde Suresi, 17) [Tezkireti’l Kurtubi, s. 306/498]

                Peygamber Efendimiz (sav) bir başka hadisinde ise, Yüce Allah’ın, salih kulları için ahirette “hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin kalbine gelmeyen birtakım nimetler” olacağından bahsetmiştir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 306/497)

                Tags:

                Devamı…

                 

                Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Hikmeti Görebilmek

                Allah, Kuran’da, insanların yaşadıkları herşeyin önceden bir kitapta yazılı olarak bulunduğunu şöyle bildirir:

                Devamı…

                 

                Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: İman Etmeyenlerin Hayatını Kabusa Çeviren Duygu Korku!..

                 

                 

                Allah dedi ki: “İki ilah edinmeyin: O, ancak tek bir İlahtır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun.”

                (Nahl Suresi, 51) 

                Devamı…

                 

                More Articles…

                • Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Allah ile Yaşamak
                • Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Allah’a Teslimiyetin Zevki
                • İnsanlar Neden Haksızlığa Uğradıklarını Düşünürler?
                • İnsanların Övünme ve Gösteriş Yapma Tutkusu

                  Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Allah ile Yaşamak

                  İnsan dikkat vererek son derece teknik bir iş yapmak zorunda kalabilir. Teknik konuların yine teknik ayrıntılarıyla uğraşması, hatta zahiren gereksiz gibi görünen olaylara dikkat vermesi gerekebilir. Önemli olan böyle bir işle uğraştığında da müminin o işi Allah rızası için yaptığını, ilgilendiği tüm detayları Allah’ın kaderinde yarattığını, o işi de Allah’ın kaderde en ince noktasına kadar tertip edip düzenlediğini bilmesi ve bu gerçeği unutmamasıdır.

                  Devamı…

                   

                  Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Allah’a Teslimiyetin Zevki

                   

                   

                  … Allah’ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

                  (Ahzap Suresi, 33)

                  … Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)

                  Devamı…

                   

                  İnsanlar Neden Haksızlığa Uğradıklarını Düşünürler?

                  Pek çok insanda çoğu zaman haksızlığa uğradığına dair bir psikoloji oluşur. Bu, kimi zaman yaşanan günlük olaylar sırasında, kimi zaman da geçmişte yaşanmış bir olayın ara ara kişinin aklına gelerek onu içten içe rahatsız etmesiyle ortaya çıkabilir. Her iki türlüsü de insana hem bedenen hem de ruhen zarar verir. En önemlisi de bu hisse kapılan kişi, şeytanın her türlü tuzağına açık hale gelir. Farkına varılıp vazgeçilmediği takdirde bu, insanı Allah’ın razıolmayacağı düşünce ve davranışlara yönlendirecek olan şeytani bir mantıktır.

                  Devamı…

                   

                  İnsanların Övünme ve Gösteriş Yapma Tutkusu

                  Allah (cc)’ın yarattığı bir kul olduğunun ve O’nun verdikleri ile hayatta kaldığının bilincinde olmayan insanlar, başkalarından gelecek övgü dolu yorumları, elindekilerle karşılarındakilere gösteriş yaparak nefsani bir üstünlük elde etmeyi fazlasıyla önemserler. Bunlara kendi güçleriyle sahip olduklarını ve diledikleri kadar ellerinde tutabileceklerine inanırlar. Kuran’da bu hatalı ruh hali ile ilgili bağ sahibi bir kimse örnek olarak verilmektedir:

                  Devamı…

                   

                  Allah’ın Üzerimizdeki Sonsuz Merhameti ve İlgisi

                  Acizlikler, insanın hayatı boyunca sürekli yanıbaşında olan; güzellikler, nimetler içinde olunsa da, diğer yandan hep varlığını hissettiren, Allah’ın, dünyanın geçiciliğini ve eksikliğini düşündürtmek için birçok hikmetle birlikte yarattığı, dünyanın kusurlu yönleridir.

                  Akıl ve şuur sahibi her insan, bedenine ve çevresine dönüp baktığında birçok acizlikle karşılaşır. Allah sonsuz aklı ve yaratma kudretiyle, bu acizlikleri de mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Sayısız nimet, güzellik, rızık içinde, acizlikler bu güzelliklerin içine adeta serpiştirilmiş gibidir. Güzellik vardır ama, hemen yanıbaşında eksiklik de vardır. Birbirinden güzel çeşitlilikte ve lezzette yiyecekler vardır, ama acizlikler çok yakınındadır. Allah’ın dünyada nimet olarak yarattığı herşeyin; güzel insanlar, güzel mekanlar, güzel rızıklar, teknoloji, güzel evler, canlılar, hayvanlar, bitkiler, mücevherler, bağlar, bahçeler, makinaların, kısacası herşeyin bu mükemmel yaratılışın yanında özel olarak hikmetle yaratılmış kusurları da vardır.

                  Devamı…

                   

                  More Articles…

                  • Allah’ın İsimleri: ADL
                  • Allah’ın İsimleri: ŞARİH
                  • Allah’ın İmtihan Sanatındaki Detaylar
                  • Allah’a Karşı Derin Bir Saygı Samimi İmanın Önemli Alametlerindendir

                    Allah’ın İsimleri: ADL

                    ADL (Adil olan, adaleti emreden)

                    “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide Suresi, 8)

                    O’nun düzeni tüm kainatı kuşatmıştır. O, adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterecektir. Herşeyi hakkıyla gören, herşeyin içini dışını bilen, herşeyden haberdar olan Allah’ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir.

                    İnsanların yaşamları boyunca işledikleri tüm fiiller, ahirette muhakkak Allah’ın adaletine göre değerlendirilecektir. Zulüm yapanların zulümlerinin elbette karşılıksız kalmayacağını, iyi tek bir sözün bile mükafatının verileceğini, Allah Kuran’da bizlere haber vermektedir. Allah’ın sonsuz adaletinin tecelli edeceği yer ahirettir. Şüphesiz Allah herşeyi bilen ve vaadine sadık olandır. İnkarcılar, içinde yaşadıkları inkarın, en acı şekilde karşılığını bulacak, Allah’a imanlarında ve bağlılıklarında kararlı olanlar ise yaptıklarının karşılığını en güzeliyle, dünyada ve ahirette Allah’tan alacaklardır. Ayette şöyle buyrulur:

                    “Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.” (Fetih Suresi, 10)

                    Ancak Allah’ın adaletini düşünürken kesinlikle bir insanın adalet anlayışıyla kıyaslama yapılmamalıdır. Çünkü bir insan isteklerine ve zaaflarına uyabilir, adaleti gözetirken duygusallığa kapılabilir, bir konu hakkında yanlış hükümler verebilir ve yapılanları unutabilir. En önemlisi de karşısındakinin gerçek niyetini bilmesi mümkün değildir.

                    Devamı…

                     

                    Allah’ın İsimleri: ŞARİH

                    Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah’ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. (Zümer Suresi, 22)

                    Ancak buna rağmen insanların bazıları iman etmezler. Samimi bir imanın kalbe yerleşmesi ise, ancak yukarıdaki ayette bildirildiği gibi Allah’ın kişinin ‘göğsünü İslam’a açması’ ile mümkündür. Bu yüzden iman, Allah’ın bir insana verdiği en büyük nimetlerden biridir.

                    Allah insanları yaratırken onlara nefs vermiş ve nefse de ‘fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğü) ve ondan sakınmayı ilham’ ederek samimi kullarının doğru yola ulaşabilmelerini sağlamıştır. Kişinin vicdanı vasıtasıyla ulaşabildiği bu doğru yol elbette samimi imana sahip insanlara verilen bir nimettir. Allah başka ayetlerde bu nimeti şöyle haber vermektedir:

                    “… Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkarı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır. Allah’tan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak…” (Hucurat Suresi, 7-8)

                    Tüm delillere rağmen nasıl yaratıldığını unutarak inkara sapanların ise durumu elbette farklıdır. Allah’ın vicdanını kullanmayan, nefsine uyan bu kimseler için Kuran’da verdiği hüküm şöyledir:

                    “Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır.” (Bakara Suresi, 6-7)

                    “Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah’ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?”(Casiye Suresi, 23)

                     

                    Allah’ın İmtihan Sanatındaki Detaylar

                    Herşeyi en güzel şekilde yaratan Yüce Rabbimiz bu imtihanın her detayını da mükemmel bir sanatla birlikte yaratmaktadır. İnsanın imtihan sanatındaki detayın şuuruyla yaşaması, bu detayları görebilmesi, bundan zevk alması ve bu imtihanın her anında Allah’ın en razı olacağı umulan tavırları göstermesi ahiretteki cennet hayatını umut edebilmesi için önemli birer vesiledir.

                    Yüce Allah yarattığı herşeyi sonsuz bir detay sanatıyla birlikte var etmiştir. Bu muazzam sanat başta insanın kendi bedeninde olmak üzere, çevresinde görüp algıladığı her türlü olayda, Allah’ın yarattığı her canlıda ve kainatın her köşesinde bütün canlılığı ve ihtişamıyla karşımıza çıkar. İnsan düşündüğünde, bedeninde, iç organlarının işleyişinde, hücrenin yapısında, Allah’ın yarattığı herhangi bir canlıda ve bunlar gibi birçok mucizevi olayda bu detay sanatını görebilir. Allah’ın yarattığı bu detay sanatı, hayatımız boyunca devam eden imtihanın da tümünü kaplamıştır. Allah’ın “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, 35) ayetinde bildirdiği üzere, insan yaşamı süresince karşısına çıkan olumlu, olumsuz, iyi veya kötü her türlü şeyle imtihan olmaktadır. Gördüğü, tanık olduğu, hissettiği ve Allah’ın kendisi için yarattığı herşey, insan için bir imtihan konusudur. Rabbimiz bu imtihanın her detayını muazzam bir sanatla yaratarak iman eden kullarını türlü denemelerden geçirmektedir. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilmektedir:

                    Devamı…

                     

                    Allah’a Karşı Derin Bir Saygı Samimi İmanın Önemli Alametlerindendir

                    Allah, Kuran’da Peygamberlerin ve salih müminlerin saygı dolu bir korku ile Allah’tan korktuklarını, haşyetle Allah’ı andıklarını, kalplerinin Allah korkusuyla yumaşadığını, derin korkuları vesilesiyle sağlam ve kamil bir imana sahip olduklarını haber vermiştir. Dolayısıyla tüm Müslümanların Allah’ı anarken, Peygamberimiz (sav) ve tüm Peygamberlerden bahsederken, dini konular hakkında konuşurken son derece titiz ve özenli olmaları gerekir.

                    Allah’a karşı saygıya uygun olmayan bir üslup hem kişinin ahirette büyük bir sorumluluk yüklenmesine, hem de kendisini dinleyen zayıf imanlı veya imanı bilmeyen kimselerin olumsuz etkilenmesine sebep olacaktır. Her Müslümanın böyle bir konuma düşmekten şiddetle sakınması gerekir.

                    Devamı…

                     

                    Allah’a Karşı Daima Samimi ve Dürüst Olmak

                    Dedi ki: “Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.” “Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.” (Hicr Suresi, 39-40)

                    Bir mümin, Allah (c.c)’tan gücünün yettiği kadar korktuğu, O’na tüm kalbi ile yöneldiği ve Allah (c.c)’ı hoşnut etmek için yaşadığı sürece, gerçek samimiyete ulaşmış olur. Gerçek samimiyet karşısında bir insanın yaptığı hatalar, düştüğü yanılgılar önemsizdir. Çünkü o, her ne yaparsa yapsın, yine tüm samimiyeti ile Yüce Allah (c.c)’a yönelecek, O’nu razı etmek için çabalamaya devam edecek ve yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duyup bunu telafi etmeye uğraşacaktır. Bir mümin için önemli olan hatasız olması değil, hatadan samimiyetle ders alması ve daima Allah (c.c)’a yönelmesidir.

                    Samimiyet aynı zamanda bir insanı, Allah (c.c) için yaşama amacında kararlı kılan, onu güçlü ve istikrarlı hale getiren en önemli özelliklerdendir. Hiçbir şey samimi bir mümini gerçek amacından saptıramaz, din günü hesabını veremeyeceği bir şeye onu yanaştıramaz. Samimi bir mümin, daima vicdanına göre hareket eder, daima Kuran’a göre doğru olanı yapmaya çalışır.
                    Samimiyeti zedeleyecek olan şey, insanın, Allah (c.c)’ın sürekli kendisini izlediğini ve ahiret günü mutlaka hesaba çekileceğini bilerek, bu önemli gerçeği unutması ve yalnızca insanların düşünce ve isteklerine göre hareket etmesidir. Tüm nimetleri Allah (cc)’ın kendisine sunmakta olduğu gerçeğinden gaflete düşmesi ve çevresindeki insanlardan medet ummasıdır. Müminin üzerine düşen, böyle bir gaflet anında mutlaka Allah (c.c)’a sığınması, her şeyi yaratanın Yüce Allah (c.c) olduğunu hatırlaması ve mutlaka Kuran’a göre hareket etmesidir.

                    Devamı…

                     

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: