Hayalin Diğer Adı: Madde

Maddenin Ardındaki Sır Konusu, Vahdet-i Vücut Değildir

 

Maddenin ardındaki sır konusu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, bu konunun vahdeti vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.
Öncelikle şunu belirtelim ki, Sayın Harun Yahya ehli sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdeti vücud öğretisini savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdeti vücut öğretisi Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.

Devamı…

 

Maddenin Ardındaki Muhteşem İlim

 

Düşünmek ve araştırmak insanın bilmediklerini öğrenmesini, “bakıp da göremediklerini” görmesini, dünya hayatının gerçek yönünü keşfetmesini sağlar. Ancak önemli olan, insanın samimi düşünce ile ulaştığı gerçeklerden kaçmaması, keşfettiği gerçeklere uygun bir hayata başlayacak iradeyi gösterebilmesidir. Bu yazıda bugüne kadar hiç rastlamadığınız kadar hayret verici, hayranlık uyandırıcı, bakış açınızı tamamen değiştiren bir ilim anlatılmaktadır. Bu ilim, tarih boyunca büyük İslam alimlerinin dikkat çektiği, günümüzde de bilimin kesin olarak kanıtladığı bir gerçektir. İnsan, yaşamının başından itibaren içinde yaşadığı dünyanın kesin bir maddesel gerçekliği olduğuna şartlanmıştır.

Devamı…

 

Madde Madde Evrim Teorisinin Çöküşü

  1. İnsan Bilincinin Kaynağı Evrim Değil, Yaratılıştır

    Evrim teorisi insan bilincinin nasıl ortaya çıktığını kesinlikle açıklayamaz. Şuursuz atomlar ve tesadüfler; medeniyetler kuran, sanat eserleri meydana getiren, tıptan arkeolojiye kadar birçok bilim dalı oluşturan, felsefeler üreten, sevinen, hayranlık duyan, besteler yapan, dinlediği müzikten zevk alan, yediği yoğurdun tadından hoşlanan, dostları olan, vefa, sadakat, sevgi gibi kavramları bilen, özleyen, kendisini oluşturan atomları inceleyen, uzay araçları inşa eden, mikroskobu, ampulü icat eden insan bilincini oluşturamaz.

    Devamı…

 

Levh-i Mahfuz ve Zamansızlık Gerçeği – Yaşamımız ‘Tek Bir Andan’ İbaret

 

 

“… Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”

(Hac Suresi, 47)

Zaman adı verilen algı, aslında bir anı bir başka anla kıyaslama yöntemidir. Örneğin bir cisme vurduğumuzda bundan belirli bir ses çıkar. Aynı cisme belli bir zaman sonra vurduğumuzda yine bir ses çıkar. Kişi, birinci ses ile ikinci ses arasında bir süre olduğunu düşünür ve bu süreye “zaman” der. Oysa ikinci sesi duyduğu anda, birinci ses sadece zihnindeki bir hayalden ibarettir. Sadece hafızasında var olan bir bilgidir.

Devamı…

 

Kuran Mucizeleri: İlmi Mercek Sayı 18

 
   

Zamanın Göreceliliği

“Gökten yere her işi O evirip düzene koyar.
Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’nayükselir.”
(Secde Suresi, 5)

Zamanın göreceliği konusu bugün ispatlanmış bilimsel bir gerçektir. Ancak bu gerçek, yüzyılın başlarında Einstein’ın görecelik kuramı ile ortaya çıkmıştır. O döneme dek insanlar zamanın göreceli bir kavram olduğunu, ortama göre değişkenlik gösterebileceğini bilmiyorlardı. Ama ünlü bilim adamı Albert Einstein, görecelik kuramı ile bu gerçeği açık olarak ispatladı. Zamanın, kütleye ve hıza bağımlı bir kavram olduğunu ortaya koydu. Daha önce hiç kimse bu konuyu açıkça dile getirmemişTek bir istisnayla; Kuran’da, zamanın izafi olduğunu gösteren bilgiler veriliyordu. Bu konuyla ilgili bazı ayetleri şöyle sıralayabiliriz:

Devamı…

 

More Articles…

  • Kule ve Zirvesindeki Kapalı Oda
  • Kuledeki Küçük Adam
  • Koltuğunuzdan Kalkmadan Dünya Turu Yapabilirsiniz…
  • Kitap Dünyası: Zamansızlık ve Kader Gerçeği

    Kitap Dünyası: Sonsuzluk Başlamış Durumda

    Sonsuz zaman deyince genellikle insanların aklına yüz bin yıl, bir milyon yıl ya da bir milyar yıl gibi rakamlar gelir. Bu sürelerin çok uzun olduğu, asla tükenmeyeceği düşünülür. Sonsuz uzaklık deyince de yine genellikle akıllara yüz bin ışık yılı, bir milyon ışık yılı ya da bir milyar ışık yılı gibi uzaklıklar gelir.

    Devamı…

     

    Kitap Dünyası: Kuledeki Küçük Adam

     

    Beyniniz, içinden hiçbir zaman çıkamadığınız kapalı bir odadır; çünkü “dış dünya” zannettiğiniz herşey, aslında beyninizin görme, işitme veya dokunma merkezlerinde duyumsadığınız algılardan ibarettir.

    Devamı…

     

    Kitap Dünyası: Hayalin Diğer Adı Madde

     

    Bu kitapta anlatılanlar, bugüne kadar pek çok insanı olağanüstü derecede şaşırtan, hayata bakış açılarının tamamen değişmesine sebep olan, son derece önemli ve büyük bir gerçektir. Bu gerçeği şöyle özetleyebiliriz: “Dünyada yaşadığımız hayatın birer parçası olan tüm olaylar, insanlar, binalar, şehirler, arabalar, mevkiler, kısacası hayatımız boyunca gördüğümüz, tuttuğumuz, dokunduğumuz, kokladığımız, tattığımız, dinlediğimiz her şey, gerçekte beynimizde oluşan görüntü ve hislerdir.”

    Devamı…

     

    Kapkaranlık Beynimizde Renkli ve Canlı Bir Görüntü Oluşması Büyük Bir Mucizedir

     

    Etrafımızda gördüğümüz herşey, beynimize ulaşan elektrik sinyallerinin oluşturduğu birer görüntüdür. Gözden gelen uyarılar, beynin görme merkezine ulaşır ve beyin bu küçücük noktada üç boyutlu, rengarenk, derinlik algısının kusursuz olduğu bir görüntü oluşturur. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitaplarında bu görüntünün beyinde nasıl oluştuğuna dair birçok detay okuruz.

    Devamı…

     

    Kader Gerçeği

     

     

    Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    (İnsan Suresi, 30)

    Kaliforniya Üniversitesi nörofizyologlarından Prof. Benjamin Libet, yaptığı deneyler sonucunda tüm kararlarımızın, seçimlerimizin önceden belirlendiğini, bilincin ise herşey olup bittikten yarım saniye sonra devreye girdiğini ortaya koymuştur. Bu durum diğer nörofizyologlarca da, hep geçmişte yaşadığımız ve bilincimizin tüm yaşananları yarım saniye sonra gösteren bir “monitör” gibi olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. (Benjamin Libet, “Unconscious cerebral initiative and the role of conscious will in voluntary action”, The Behavioral and Brain Sciences, 1985, ss. 529-566.) 

    Devamı…

     

    More Articles…

    • Hologram Bir Dünyada Mı Yaşıyoruz?
    • ‘Hayatımız’ Dediğimiz Görüntüler Nasıl Oluşuyor?
    • Hayatı Gerçek Zannetme Yanılgısı
    • Hakikat Sandığımız Telkinler

      Gerçeği Bilmek 3

       “Küçük, büyük her şey satır satır (yazılı)dır.” (Kamer Suresi, 53)

      Kaderi gereği gibi kavrayabilmek, Allah’a teslim olmak, yaşadıklarımızı tevekkülle karşılamak ve maddenin gerçek mahiyetini tam olarak anlayabilmek açısından çok önemlidir. Bu nedenle “Maddenin Ardındaki Sır” konulu yazı dizimizin bu ayki son bölümünde bilgi eksikliği nedeniyle bazı kişilerde oluşan yanlış kader anlayışını ele alarak Kuran’da bildirilen kader gerçeğini ortaya koyacağız.

      Devamı…

       

      Gerçeği Bilmek 2

       

       

      Rüya mı? Gerçek mi?

      Dünya Hayatı Rüyalarımızdan Farklı Değildir

      Geçen ay ilk bölümünü yayınladığımız “Maddenin Ardındaki Sır” konulu yazı dizimizin bu ayki ikinci bölümünde, konuyu rüyalar yönünden ele alarak diğer bir önemli gerçeği vurgulayacağız.

      Devamı…

       

      Gerçeği Bilmek 1

       Hayatınızı Değiştirecek Bir Gerçek: Algılar Dünyasında Yaşıyoruz

      Bu ay ilk bölümünü yayınladığımız yeni yazı dizimiz, konu ile ilgili tüm bilim adamları tarafından kabul edilmiş bilimsel bir gerçeği –maddenin ardındaki sırrı- gündeme getiriyor. Karşılıklı sohbet şeklinde hazırlanan “Gerçeği Bilmek” başlıklı bu yazı dizimizde, “maddenin bir algılar bütünü olduğu” gerçeğini bilimsel delillerle aktararak, her ay bu heyecan verici konunun çok çeşitli yönlerini ortaya koyacağız.

      Devamı…

       

      Gerçeği Bilmek 1

       
         

      Hayatınızı Değiştirecek Bir Gerçek: Algılar Dünyasında Yaşıyoruz

      Bu ay ilk bölümünü yayınladığımız yeni yazı dizimiz, konu ile ilgili tüm bilim adamları tarafından kabul edilmiş bilimsel bir gerçeği –maddenin ardındaki sırrı- gündeme getiriyor. Karşılıklı sohbet şeklinde hazırlanan “Gerçeği Bilmek” başlıklı bu yazı dizimizde, “maddenin bir algılar bütünü olduğu” gerçeğini bilimsel delillerle aktararak, her ay bu heyecan verici konunun çok çeşitli yönlerini ortaya koyacağız.

      Maddenin bir algı olduğu gerçeği, bir felsefe veya herhangi bir fikir değildir. Aksine Einstein’dan başlayarak günümüze kadar modern fizik, kuantum fiziği, astronomi, psikoloji, anatomi gibi modern bilim dallarında ortaya çıkan gelişmelerle, kesin olarak ispatlanmış ve ilgili tüm alanlarda uzman olan bilim adamlarınca kabul edilen bir gerçektir. Bu gerçek, maddenin, evrenin ve içindeki herşeyin bir “algılar bütünü” olduğudur.

      Maddenin gerçek mahiyetini öğrenmek, Allah’ın varlığı, sıfatları, kader, ruh, cennet, cehennem, sonsuzluk, zamansızlık gibi kavramların doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlamanın yanı sıra “Allah’ın mutlak varlığını nasıl kavrarız?”, “Kader nedir?” “Ölümden sonra ne olacak?” gibi soruların cevaplarını en doğru şekilde öğrenmeyi de mümkün kılacaktır.

      Madde Gerçeği Nasıl Ele Alınacak?

      Maddenin ardındaki sırrı açıklamak için hazırladığımız ve her ay farklı bir bölümünü yayınlayacağımız yazı dizimiz, üç kişinin karşılıklı sohbeti şeklinde geçiyor. Bu görüşmeye çeşitli çevrelerden katılan ilk konuşmacının adı Sibel, halen bir üniversitede bilgisayar mühendisliği bölümüne devam ediyor. Sibel Hanım bu konuya çok ilgili olduğu için muhatap olduğu her şeyin, beyin tarafından idrak edilen algılardan ibaret olduğunu anlamış. Ancak bu görüntülerin kaynağı konusundaki bilgilerini pekiştirmek, en doğrusunu öğrenmek istiyor.

      İkinci konuşmacının adı ise Sabri, ülkemizin tanınmış bir ailesine mensup bir sanayici. Sabri Bey sahip olduğu herşeyin bir hayal gibi olduğunu, öldükten sonra onların da bir rüya gibi sona ereceğini öğrenmiş. Ama tam kavrayamadığı bazı konularla ilgili cevapları arıyor.

      Üçüncü konuşmacımız olan Tolga ise yurt dışında biyoloji üzerine doktora yaptıktan sonra bir üniversitemizde asistan olarak çalışmaya başlamış. Bu konuyu bir arkadaşından duyan Tolga, bazı kitaplar okumuş ama konuyu tam bilmediği için aklında birçok soru işareti var. Bu konunun bilimsel yönü onu çok ilgilendiriyor.

      Konuşmacıların sorularını ise konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olan Murat cevaplıyor.

      Murat: Evet arkadaşlar, gönderdiğiniz mektuplar sayesinde sizi yakından tanıma imkanı buldum. Mektuplarınızda çok isabetli sorular sormuştunuz. Aslında bu soruların cevapları tahmin etmediğiniz kadar açık ve anlaşılır. Sohbetimiz ilerledikçe bunu siz de göreceksiniz. Bazı teknik konuları açıklamak için yanımda bazı resimler ve şemalar da getirdim.

      Şimdi ilk soruyu kim sormak ister?

      Tolga: Ben konu hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım için en baştan başlamayı teklif ediyorum. Okuduğum kadarıyla dış dünyada maddenin aslının var olduğu ancak bizim hayatımız boyunca bize gösterilen kopya algılarla yani bu maddelerin görüntüleriyle yaşadığımız söyleniyor öyle değil mi?

      İnsan arkadaşlarıyla beraber geniş, aydınlık bir ortamda oturup sohbet ettiğini düşünürken, aslında bunları bir nevi sinema perdesinden izliyor gibidir. Arkadaşları da, çevresinde gördüğü uçsuz bucaksız manzara da beynindeki görme merkezinde oluşmaktadır ve o, hiçbir zaman beyninin dışındakilerle muhatap değildir.

      Murat: Doğru!

      Tolga: İlk önce bu görüntünün ne demek olduğunu anlatırsan çok sevinirim.

      Murat: Tolga, senin uzmanlık dalın biyoloji öyle değil mi?

      Tolga: Evet!

      Murat: Bu konuyu anlamak için beş duyumuzun nasıl çalıştığını bilmek yeterli. Biz lisede okuduğumuz biyoloji derslerini hatırlarken, Tolga sen de bu konuda uzman olduğuna göre, bize beş duyunun nasıl çalıştığını basitçe anlatır mısın?

      Tolga: Teknik olarak çok kompleks ve detaylı bir sistem var. Duyu organlarını tek tek anlatmaya kalkarsak bu, saatler sürer. Ancak özetlemek gerekirse; dışarıdan uyarı dediğimiz, yani bizim sinir uçlarımızı uyaran ışık, ses, tat, koku, sertlik gibi dış etkiler, duyu organlarımız olan göz, kulak, dil, burun ve deriye ulaşır. Burada ilk aşama başlar, sinir uçları bu uyarıyı alıp sinirler boyunca yol alabilecek bir elektrik sinyaline çevirirler. İkinci aşama olarak bu elektrik sinyalleri beynin bu konuyla ilgili görme, işitme, koklama veya tatma merkezlerine taşınırlar. Son aşamada beyin bunları algılayarak uygun tepkiyi verir.

      Görme olayı oldukça aşamalı bir biçimde gerçekleşir. Görme sırasında, herhangi bir cisimden gelen ışık demetleri (fotonlar), gözün önündeki lensin içinden kırılarak geçer ve gözün arka tarafındaki retinaya ters olarak düşer.

      Buradaki hücreler tarafından elektrik sinyaline dönüştürülen görme uyarıları, sinirler aracılığı ile, beynin arka kısmındaki görme merkezi adı verilen küçük bir bölgeye ulaşırlar. Bu elektrik sinyali bir dizi işlemden sonra beyindeki bu merkezde görüntü olarak algılanır. Yani görme olayı, gerçekte beynin arkasındaki küçük, ışığın hiçbir şekilde giremediği, “kapkaranlık bir noktada” yaşanır.

      Murat: Teşekkürler Tolga çok güzel anlattın. Evet sistem bu şekilde çalışır ancak özellikle idrak aşamasında yani hissettiğimiz şeyin ne olduğunu anlama aşamasında sistem daha da kompleks bir hale gelir. Mesela biz bu odada oturuyoruz ve göleti seyrediyoruz, gölete ve çevreye ait görüntü sinyalleri, etraftan gelen çiçek kokuları, duyduğumuz kuş sesleri, oturduğumuz sandalyenin sertliği gibi görüntüyü oluşturan sayısız ayrıntı biraraya geliyor, hafızamızda saklı bulunan bilgilerle kıyaslanıyor ve bulunduğumuz ortam beynin ilgili merkezinde anlamlı bir hale geliyor. Tolga şimdi bize söyler misin, mesela şu karşıdaki ağaca baktığımızda beynimizde nasıl bir işlem gerçekleşir?

      Tolga: Çok basit, ağaca ait bilgiler, yani ağacın rengi, uzaklığı, boyutları ışık sayesinde gözüme taşınıyor. Gözün iç kısmında bu bilgiler elektrik sinyaline çevrilerek sinirlere iletiliyor, sinirler de bu bilgileri beynin görme merkezine taşıyorlar. Görme merkezine ulaşan bu sinyalleri de beyin bir ağaç olarak algılıyor.

      Murat: Yani bu ağacın aslını mı görüyorsun yoksa beynin görme merkezindeki kopya görüntüsünü mü?

      Tolga: Tabii ki beynimin görme merkezindeki kopya görüntüsünü.

      Sabri: Bir dakika. Tamam, ağacın görüntüsü benim beynimde olabilir ama ağaç da karşımda duruyor! Yani gidip o ağaçtan bir meyve kopartabilirim ya da ağaca yaslanıp gölgesinde oturabilirim, değil mi?

      Murat: Bu soruyu cevaplamadan önce önemli bir konuyu vurgulamamız gerekiyor. Dış dünyada maddenin aslı vardır ancak biz hayatımız boyunca bize gösterilen kopya algılarla yaşarız. Ancak bu kopyalar o kadar gerçekçidir ki, hiçbir zaman kopyalarını yaşadığımızı fark etmeyiz. Örneğin, şu anda başınızı kaldırın ve bulunduğunuz odada gözünüzü gezdirin. Kendinizi içinde mobilyalar bulunan bir odanın içinde gibi görüyorsunuz. Oturduğunuz koltuğun kollarına dokunduğunuzda, sanki gerçekten bu kolların asıllarına dokunuyormuş gibi sertliğini hissediyorsunuz. Gösterilen görüntülerin gerçekçiliği, bu görüntülerin yaratılışında kullanılan sanatın ve ilmin mükemmelliği çoğu insanın, maddenin gerçeği konusunda bir yanılgıya düşmelerine sebep oluyor. Bunun nedeni, görüntünün muhteşem bir sanatla, son derece gerçekçi ve kusursuz olarak her an yaratılıyor olmasıdır.

      Sabri: Tamam bunu kabul ediyorum ama bakın işte şu nefis kekleri uzanıp alıyorum ve afiyetle yiyorum. Ben bu keki yediğime ve hatta bu kek bana enerji verdiğine göre bunun aslı ile muhatap olamıyorum demek doğru olur mu? Biz aslı ile muhatap olmadığımız bir şeyden böyle bir tat alabilir miyiz?

      Murat: Aslında biraz önce ağaç örneğinde bunun cevabını vermiştik. Yani kek de, ağaç da, masa da sizin beyninizin algı merkezindeki kopyalar. Ama merak etmeyin! Biraz sonra konuşacağımız örnekler bu konuyu daha da anlaşılır hale getirecek!

      Şimdi kısaca özetleyecek olursak: Dünya hakkında bildiğimiz herşey duyularımızın bize ilettiği sinyallerden ibarettir. Bu sinyallerin beyne taşıdığı bilgiler dışında “Acaba bunların aslı nasıl bir şeydir, asılları ile bizim gördüklerimiz tamamen aynı özellikte midir?” gibi sorulara hiçbir zaman cevap veremeyiz; çünkü duyularımızı aşarak dışarı çıkmamız mümkün değildir. Bu yüzden ömrümüz boyunca beynimizin içinde, duyu organlarıyla algılanan bir kopya dünyayı seyrederiz.

      Elektrik Sinyallerinden Oluşan Dünya Filmlere de Konu Oluyor

      Son birkaç senedir gösterimde olan pek çok filme baktığımızda, senaryolarında işlenen ortak konulardan biri dikkat çekmektedir. Bu filmlerde gerçek olarak kabul edilen, varlığına mutlak olarak inanılan dünya hayatı sorgulanmakta; rüyalarda oluşan ya da simülasyon gibi yapay sinyallerle oluşturulan ortamların ne kadar gerçekçi olabileceği vurgulanmaktadır.

      Maddenin Bir Algı Olduğu Gerçeği Matrix Filmine de Konu Olmuştur.

      Neo: Bu gerçek değil mi? (koltuğu göstererek)

      Morpheus: Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin, koklayıp tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan, gerçek, beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.

      Sibel: Bir örnek verebilir miyim? Benim bilgisayar mühendisliği bölümünde okuduğumu biliyorsunuz, bu yüzden konuya hiç de yabancı olmadığımı tahmin etmişsinizdir. Bu konu benim ilgi alanıma giriyor. Teknolojinin çok gelişmiş olduğu ülkelerde eğlenceye ve eğitime yönelik birçok araç geliştiriliyor. Bunların büyük bir kısmında insan beyninde üç boyutlu görüntü oluşturan bilgisayar programlarının kullanıldığını siz de bilirsiniz. Bugün birçok çocuk tarafından ilgiyle takip edilen üç boyutlu bilgisayar oyunlarında esas amaç, beş duyuyu etkileyerek oyun oynayan kişiye hayali bir ortamda gerçek hayat etkisi vermektir. Ayrıca Nasa’daki astronotlardan mimarlara, mühendislere kadar birçok meslekte eğitim, simülasyon denilen üç boyutlu görüntülerle yapılıyor. Bu simülasyonlarla yapılan uçuş eğitimindeki bir pilot, gerçek hava koşullarıyla bilgisayarın ona yaşattığı hayali hava koşullarını ayırt edemiyor. Seyrettiğimiz yabancı bilim kurgu filmlerinin büyük bir kısmı, insan hayatının görüntülerden oluşmasını veya beyinde oluşturulan sanal dünyaları konu olarak kullanıyor.

      Tolga: Sibel doğru söylüyor! Bilim dünyasındaki durum da farklı değil. 10-15 sene evvel tam kavranamayan bu konu, bugün çok önemli bir hale geldi. Bu yönde o kadar yoğun çalışmalar var ki hiç olmayan bir dünyayı bilgisayarda elektrik sinyali olarak oluşturup insanlara bu sinyallerle istenilen görüntüyü yaşattırmak gittikçe kolaylaşıyor. İnsanlar da buna çok alıştılar. Fizik, atom ve biyoloji konularında yapılan yoğun araştırmaların büyük bir kısmını da bu konu oluşturuyor.

      Tıp Eğitiminde Kullanılan Simülasyon Teknolojisi

      Sanal ortamlar oluşturmayı mümkün kılan simülasyon teknolojisinin kullanılmaya başlandığı önemli alanlardan biri de tıptır. Michigan Üniversitesi’nde geliştirilen bir teknikle doktor adayları ve özellikle acil servis personeli yapay bir ameliyathane ortamında eğitilmektedir. Bu uygulamada, bir odanın zeminine ve duvarlarına ameliyathane ile ilgili görüntüler, ameliyathanenin ortasına ise bir ameliyat masası ve bir “hasta”nın görüntüsü yansıtılmaktadır. Doktor adayları ise üç boyutlu gözlüklerini takarak bu sanal hasta üzerinde ameliyata başlamaktadırlar. Sağda yer alan resimlerden de anlaşılacağı gibi, bu resmi gören bir insan, hangisinin gerçek hangisinin sanal olduğunu anlayamayacaktır.

      “Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.” (Furkan Suresi, 45)

      Murat: Çok haklısınız! Teknolojideki gelişmeler insanın bu konuyu daha çabuk anlamasını sağlayacak yeni örnekler ortaya koyuyor. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, samimi ve önyargısız bakınca bu konuyu kavramak son derece kolay. Bu verdiğiniz örneklerin hiçbirini bilmesek bile bir şey değişmez, çünkü durum son derece açık. Daha önce bu konu üzerinde hiç düşünmemiş ya da bu konudan hiç haberi olmamış bir insanın öğrendikleri karşısında ilk anda biraz şaşırması mümkün. Doğduğumuz andan itibaren doğru olarak kabul ettiğimiz bir konunun açıklamasının aslında bizim bildiğimizden çok daha farklı olduğunu öğrenmek, bazı insanları şaşırtabiliyor. Ancak kişinin asıl amacı doğruyu öğrenmekse, bu anlattıklarımızı önyargısız ve tarafsız olarak dinlediğinde gerçekleri hemen kabul etmesi gerekir.

      Bu yüzden her gün yaşadığımız örnekler, bu gerçeği daha iyi kavramamızı sağlayacaktır. Ayrıca konunun teknik olarak açıklanması yetmez. Bunun da ötesine gidip maddenin bir algı olduğu gerçeğinin bizi ne gibi sonuçlara ulaştırdığına bakmamız gerekiyor.

      Dış dünyada maddenin aslı vardır ancak biz hayatımız boyunca bize gösterilen kopya algılarla yaşarız. Örneğin, rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir bahçeyi gezen bir insan, gerçekte bu bahçenin aslını değil, beynindeki kopyasını görür. Ancak, bu bahçe o kadar gerçekçi yaratılmıştır ki, her insan bu hayalinde oluşan bahçeden gerçekmiş gibi aynı zevki alır. Hatta bugüne kadar madde gerçeğini bilmeyen milyarlarca insan, bu bahçe gibi gördüğü her şeyin aslını gördüğünü sanmıştır.

      Beyindeki Sanal Dünya Hakkında New Scientist’in Yorumu

      Amerika’nın en ünlü bilim dergilerinden biri olan New Scientist, 27 Nisan 2002 tarihindeki kapak konusunda, okuyucularına önemli bir bilimsel gelişmeyi aktarmıştır. J. R. Minkel tarafından kaleme alınan makale “Neden Hepimiz Bir Hologramın İçinde Yaşıyoruz?” başlığı altında yayınlanmıştır. Bu makalede açıklanan bilimsel tespiti şu şekilde özetleyebiliriz: Dünyayı bir ışık demeti olarak algılıyoruz, bu yüzden de bu algılara bakarak maddeyi mutlak gerçek zannetmek büyük bir yanılgı olacaktır. Bilim adamı-yazar J.R Minkel bu önemli konu ile ilgili şu itiraflarda bulunmuştur:

      “Şu an bir dergi tutuyorsunuz, bunu katı bir madde olarak algılıyorsunuz ve siz bunun evrende bağımsız bir şekilde varolduğunu görüyorsunuz. Etrafınızdaki objeler de aynı şekilde, belki bir fincan kahve ya da bir bilgisayar, hepsi dışarıda gerçekmiş gibi görünüyor. Ama hepsi yalnızca bir hayal.”

      Sabri: Aslında ben şu ana kadar anlattıklarınızı gayet iyi anladım. Ama sizin de söylediğiniz gibi bu konu bizi nereye ulaştıracak çok merak ediyorum. İnsanın bir anda böylesine yabancı olduğu bir konuya alışması biraz zor oluyor.

      Murat: Bence de her şeyin bir algılar bütünü olduğunu hepiniz gayet iyi anladınız, bu zaten öyle anlaşılması zor bir konu değil. Bilimsel olarak da kabul edilmiş açık bir gerçek. Ancak bu konuda kesin kanaatinizin gelmesi gerekiyor, bu yüzden konuyu bir başka açıdan daha inceleyelim.

       

      Gözümüzde Canlandırdığımız Görüntüler ve Rüya

       Gözümüzü kapatıp bir an düşündüğümüzde, okuduğumuz ortaokulun görüntüsünü zihnimizde oluşturmamız an meselesidir. Beynimizde bir anda bir görüntü belirir. Ancak gözlerimiz kapalıdır. Manzaraya bir süre baktıktan sonra gözlerimizi kapattığımızda ve manzarayı hatırlamak istediğimizde, zihnimizde yine bu görüntüyü izleriz. Fakat yine gözlerimiz kapalıdır

      Devamı…

       

      More Articles…

      • Gören, Duyan, Hisseden Rabbimiz’in Bahşettiği Ruh’tur
      • Görüntüyü Gerçek Zannetme Yanılgısı
      • Farz Edelim Madde Var
      • Duyularınızın Gerçekliğinde

        Dawkins Beynimizdeki Mükemmel Gözü Nasıl Açıklayacak?

         Darwin’in “gözü düşünmek beni teorimden soğuttu” demesinin en önemli sebebi, gözün olağanüstü kompleks yapısı karşısında açıklamasız kalmış olmasıydı. Oysa Darwin gözü çok az tanıyordu. Onun zamanında genetik keşfedilmemişti, elektron mikroskobu yoktu, mikrobiyolojinin insanlara neler gösterebileceği tahmin bile edilemiyordu. Nihayet bilimsel gelişmeler, gözün olağanüstü muhteşem yapısını bütün ihtişamıyla ortaya çıkardı. Darwin 19. yüzyıldaki bilgisiyle gözden bu kadar ürkmüş olduğuna göre, kimbilir şu anki detaylarını bilse ne yapardı.

        Devamı…

         

        Darwinistler Beynimizde Oluşan Dünyanın Varlığını Dehşet ve Endişe ile Karşılıyorlar

         

        Bu gerçek 14 Ağustos 2009 tarihli Sansürsüz programında tekrar açıkça görülmüştür. Darwinistlerin dehşete kapıldıkları “beynimizdeki dünya” kavramı şudur:

        Göze çarpan foton, gözden beyne giden ise elektrik sinyalidir. Elektrik sinyali gözden yola çıkarak beynin görme merkezi denilen mercimek büyüklüğündeki bir alana ulaşır. Ve mercimek büyüklüğündeki bu alanda bir görüntü oluşur. Burada oluşan görüntüyü de izleyen BİR GÖZ VARDIR. İŞTE ASIL MÜKEMMEL OLAN “O” GÖZDÜR. O göz, kendisine gelen elektriği görür.

        Devamı…

         

        Dışardaki Dünya ve Beynimizde Oluşan Dünya

          • Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?
          • “Gerçek Dünya” dediğimiz aslında tam olarak nedir?
          • Rüyanızda gördüğünüz dünyanın, içinde bulunduğunuz dünyadan farkı nedir?

        Devamı…

         

        Dünya Seraba Benzer

         
           

        Gördüğümüz, dokunduğumuz, duyduğumuz ve adına “madde”, “dünya” ya da “evren” dediğimiz kavramlar, aslında beynimizde yorumlanan elektrik sinyalleridir. Biz hiçbir zaman maddenin, beynimiz dışındaki aslına ulaşamayız. Ancak, dış dünyanın beynimizde oluşan görüntüsünü görür, duyar ve tadarız. Beynimizde, gerçekte ne renkler ne sesler ne de görüntüler vardır. Beynimizde bulabileceğiniz tek şey, elektrik sinyalleridir. Bu, felsefi bir görüş ya da varsayım değil; algılarımızın işleyişi ile ilgili bilimsel bir açıklamadır.

        Devamı…

         

        Dünya Hayatı Beynimizde Yaşanır

        Yaşadığımız dünyaya ait her türlü niteliği, her özelliği ve bildiğimiz herşeyi duyu organlarımız aracılığıyla öğreniriz. Duyu organlarımız aracılığı ile bize ulaşan bilgiler, bir dizi işlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüşür ve bu sinyaller beynimizin ilgili noktalarında yorumlanır. Beynimizin bu yorumları sonucunda biz, örneğin bir kitap görürüz, çileğin tadını alırız, ıhlamur ağaçlarını koklar, ipek bir kumaşın dokusunu bilir veya rüzgarda sallanan yaprakların hışırtısını duyabiliriz.

        Devamı…

         

        More Articles…

        • Dünyada Hiçbir İnsan Eşyanın Aslını Görememiştir
        • Canlı Yapısındaki Bilgi ve Materyalizmin Sonu
        • Canlılardaki Solmayan Renklerin Kaynağı Nedir?
        • Bu Gerçeği Mutlaka Çok İyi Anlamalısınız!

          Birkaç Saate Sığan Dünya Hayatı

          İnkar edenler dünya hayatının çok uzun süreceğini zannederek büyük bir yanılgıya kapılırlar. Öyle ki kimi bin yıl, kimi bin yıldan da fazla hayatlarını sürdürebilecekleri gibi bir hisse kapılmışlardır. Oysa ölümlerinin ardından diriltildiklerinde, dünyada aslında çok az bir süre kaldıklarını anlayacaklardır.

          Devamı…

           

          Allah’ın Detay Sanatı 3

          Beş Duyu İle Algıladıklarımızın Tamamı, Beynimizdeki Elektrik Sinyallerinin Yorumlanmasıdır
          İnsanların bazıları, görüntünün beyinlerinde oluşan elektrik sinyallerinden ibaret olduğuna kanaat getirseler de, başka bir algının, örneğin dokunmanın farklı olduğu hissine kapılabilirler.

          Devamı…

           

          Allah’ın Maddeyi Varmış Gibi Gösterme Sanatı

           Allah evreni mükemmel bir düzenle yaratmıştır. Dünyayı ve içindeki her detayı da, bakıldığında güzelliğine hayran olunacak şekilde kusursuz sanatıyla yaratmıştır. Biz bu kusursuzluğun beynimizdeki görüntüsünü görürüz.

          Devamı…

           

          Allah’ın Varlığının ve İnsanın Yaratılışının Delillerinden Ruh

          Bu yazımızda materyalistlerin ruhun varlığı konusunda içine düştükleri açmazı ortaya koyacak, Allah’ın üstün yaratma sanatının tecellilerinden biri olan ruh hakkında Kuran’da haber verilen gerçeklere ve İslam alimlerimizin izahlarına yer vereceğiz.

          Devamı…

           

          Allah, Bizim Dünyamızı Birer Görüntü Olarak Beynimizde Yaratır

           

           

          Madde olarak gördüğümüz şey aslında bizim için yalnızca fotonlardan ibarettir. Fotonlar, belirli dalga boylarındaki hafif parçacıklardır. Bu dalgalar bize ulaşırlar ve gözümüzün retina tabakasına çarptıklarında elektrik sinyaline dönüşürler.

          Devamı…

           

          More Articles…

          • 3 Boyutlu Görmenin Önemi
          • İnternet Dünyası: maddeninardindakisir.com
          • İnsanlar Uykudadır Ölümle Uyanırlar
          • İnsanların Mercimek Tanesi Büyüklüğündeki Bir Noktada İzledikleri Dünyayı Allah Yaratmıştır

            İnsan Beyni Neden Bilincin Kaynağı Olamaz?

            Bilincin kaynağını ısrarla beynin içinde arayan bilim adamları, her seferinde büyük hayal kırıklığı yaşamışlardır. Peki, bazı bilim adamlarının hayal kırıklığına uğramasına neden olan ve bilinç konusunda itiraf etmekten dahi kaçındıkları gerçek nedir?

            Madde, mekan, zaman, renk, ses, şekil ve karşımızdaki insanı tanıma, karar verme, sevinme, düşünme gibi tecrübe ettiğimiz diğer tüm özellikler bilinçte nasıl meydana gelmektedir? Bu soru, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bilim adamlarının halen cevabını aradıkları, üzerine kitaplar yazdıkları, konferanslar düzenledikleri, çözmeye çalıştıkları ama her nedense çözüm getirmekten çekindikleri bir sorudur. Bilincin kaynağının ne olduğu sorusu üzerine yazılmış yüzlerce kitap ve makale ve sayısız bilim adamının yorumu bu konuda beklenen açıklamayı vermemiştir.

            Devamı…

             

            Allah Katında Hiçbir Anın Kaybolmadığının Bilimsel İspatı: Hipnoz

            • Hipnoz seansları, Allah Katında hiçbir anın yok olmadığını bilimsel olarak nasıl kanıtlar?
            • Yapılan hipnoz deneylerinde hipnoz altındaki kişiler ne tür tepkiler verirler?
            • Hipnoz, dünya hayatının algılardan oluştuğunu anlayabilmeyi nasıl sağlar?

             

            Devamı…

             

            Allah, Bizim Dünyamızı Birer Görüntü Olarak Beynimizde Yaratır

            Madde olarak gördüğümüz şey aslında bizim için yalnızca fotonlardan ibarettir. Fotonlar, belirli dalga boylarındaki hafif parçacıklardır. Bu dalgalar bize ulaşırlar ve gözümüzün retina tabakasına çarptıklarında elektrik sinyaline dönüşürler. Elektrik sinyalleri, beyinde belirli bir güzergah dahilinde ilerleyerek beynin görme bölümüne ulaşırlar. Ve orada şaşırtıcı şekilde bir anlam kazanırlar: Gördüğümüz şeyin karşımızda olduğundan ve bir televizyon veya dev bir gökdelen olduğundan emin oluruz.

            Devamı…

             

            Allah’ın Varlığının ve İnsanın Yaratılışının Delillerinden Ruh

            Bu yazımızda materyalistlerin ruhun varlığı konusunda içine düştükleri açmazı ortaya koyacak, Allah’ın üstün yaratma sanatının tecellilerinden biri olan ruh hakkında Kuran’da haber verilen gerçeklere ve İslam alimlerimizin izahlarına yer vereceğiz.

            Allah’ın varlığını inkar eden materyalist düşünceye en büyük darbeyi vuran, materyalistlerin düşünmekten ve konuşmaktan en çok çekindikleri konu, ruhun varlığıdır. Çünkü ruh, Allah’ın varlığının ve insanın yaratılışının açık delillerinden biridir.

            Devamı…

             

            Allah’ın Maddeyi Varmış Gibi Gösterme Sanatı

            Allah evreni mükemmel bir düzenle yaratmıştır. Dünyayı ve içindeki her detayı da, bakıldığında güzelliğine hayran olunacak şekilde kusursuz sanatıyla yaratmıştır. Biz bu kusursuzluğun beynimizdeki görüntüsünü görürüz. Dışarıda maddenin aslı vardır fakat biz ancak Allah’ın beynimizde yarattığı görüntüsüyle muhattap oluruz. Teknik olarak tüm dünya bu gerçeği bilir ancak Allah görüntüyü o kadar gerçekçi yaratmıştır ki insanlar herşeyin görüntü olduğunu unuturlar.

            Devamı…

             

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: