Ahiret

SONSUZ AZAPTAN KURTULMAK İÇİN BİR HATIRLATMA

Bu bölümde, kendilerini yaratan ve başıboş bırakmayan üstün kudret sahibi Yaratıcı’nın varlığına inanan ve O’nu inkar eden insanların ahiretteki durumlarını çok kısaca özetledik. Ancak unutmamak gerekir ki, bu anlattıklarımız insanların doğduklarından beri dinlemeye alıştıkları bir cennet, cehennem anlatımından çok farklı bir amaç içermektedir. Amacımız insanlara sadece dini bir bilgi vermek değil, inançsız olarak yaşadıkları hayatta çektikleri sıkıntının, ahirette de yakalarını bırakmayacağını onlara son bir kez daha hatırlatmaktır.

 

Elbette her insan dünyada dilediği şekilde yaşamakta, dilediği yolu seçmekte serbesttir. Hiçbir insanın bir diğeri üzerinde herhangi bir zorlaması olamaz. Ancak Allah’ın varlığına ve sonsuz adaletine iman eden insanlar olarak hepimizin görevi, inkar eden ve içinde bulundukları durumun, gidişatın farkında olmayan insanları uyarıp korkutmaktır. Zira Allah bu insanların içinde bulundukları durumun vehametini ayetleriyle bildirmiştir:

Devamı…

 

İNKARCILARIN YURDU CEHENNEM

İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, insan bedeni ve ruhuna acı tattırmak için özel olarak yaratılmış olan Cehennem’dir.

Çünkü inkar edenler suçludurlar ve Allah’ın adaleti, her suç için bir ceza gerektirir. İşledikleri suç ise, olabilecek en büyük suçtur. İnsanın kendini yaratan, kendine can veren Allah’a isyan ve nankörlük etmesi, tüm evrendeki en büyük suçtur. Böyle büyük bir suça da büyük bir ceza gerekir ki, Cehennem bu adaleti yerine getirmek için vardır. İnsan Allah’a kul olsun diye yaratılmıştır. Yaratılış amacını reddederse, karşılığını görür. Allah, bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:

… Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; Cehennem’e boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mü’min Suresi, 60)

 

Madem insanların pek çoğu sonunda Cehennem’e gidecektir ve kimsenin de Cehennem’den kurtulmak için bir garantisi yoktur, o halde insanlığın en büyük meselesi bu olmalıdır. Bizim için en büyük tehlike Cehennem’dir ve hiçbir şey, kendimizi Cehennem’den korumaktan daha önemli değildir. Dünya üzerindeki hiçbir iş, Cehennem’den kurtulmak için yapılacak işlerden önemli olamaz.

Devamı…

 

CEHENNEM’DEKİ AZAP ORTAMI

İnkar edenler, Allah’ın huzurunda hesaba çekildikten sonra kitaplarını sol yanlarından alırlar. Bu an, sonsuza dek içinde kalacakları Cehennem’e sürülecekleri andır. Kafirler için hiçbir kaçış imkanı yoktur. Hazır bulundurulan milyarlarca insanın yarattığı mahşer kalabalığı, kafirler için bir kurtuluş ya da gözden kaçma imkanı yaratmaz. Kimse bu kalabalığın arasına karışıp kendisini unutturamaz, kaybettiremez. Cehennem ehlinin her biri, kendisi için görevlendirilmiş bir şahit, bir de sürücü melekle gelir:

Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
“Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.”
Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: “İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey.”
Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın Cehennem’in içine,
Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,
Ki o, Allah’la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın. (Kaf Suresi, 20-26)

İşte kafirler bu korkunç yere doğru yüzüstü sürüklenerek götürülürler. Kuran’ın ifadesiyle “bölük bölük” Cehennem’e doğru sevkedilirler. Ancak daha ulaşmadan, uzaktan Cehennem’in korkusu yürekleri sarar. Çünkü Cehennem’in dehşet verici homurtusu ve uğultusu ta uzaktan duyulur.

Devamı…

 

TÜM NİMETLERİN EN ÜSTÜNÜ: ALLAH’IN RIZASI

Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan Cennet’ler ve Adn Cennet’lerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 72)

Yukarıda Cennet’te var olan nimetlerin göz kamaştırıcılığını birlikte inceledik. Ortaya çıkan tablo, Allah’ın Cennet’te, insanın beş duyusuna olabilecek en büyük zevk ve lezzetleri tattırdığını göstermektedir.

Ancak Cennet’in tüm bunlardan çok daha üstün olan en büyük nimeti, Allah’ın rızasıdır. Müminin Allah’ın rızasını kazanabilmiş olmasından dolayı hissettiği sevinç ve huzurdur. Dahası, Allah’ın verdiği herşey için O’ndan razı olmanın, O’na daimi bir şükür içinde bulunmanın verdiği asıl mutluluktur. Kuran’da, Cennet ehli anlatılırken bu vasfa şöyle dikkat çekilir:

… Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Maide Suresi, 119)

 

Aslında Cennet’in diğer nimetlerini değerli kılan şey de, yine Allah’ın rızasıdır. Çünkü aynı nimetler dünyada da kısmen var olabilirler, ama Allah’ın rızası dahilinde olmadıktan sonra mümin için bir anlam taşımazlar.

Devamı…

 

KİLİTLENEN KAPILARIN ARDINDAKİ SONSUZ HAYAT

Kafirler, Cehennem’e girdiklerinde Cehennem’in kapıları üzerlerine kapatılır ve olabilecek en dehşet verici görüntülerle karşılaşırlar. Biraz sonra ateşe atılacaklarını ve bunun da sonsuza kadar süreceğini anlamışlardır. Kapıların kapanması, artık bir çıkışın ya da kaçışın olmadığını gösterir. Allah, inkarcıların durumunu şöyle haber verir:

Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş’eme). Kapıları kilitlenmiş bir ateş onların üzerinedir. (Beled Suresi, 19-20)

Karşı karşıya kaldıkları azap, Kuran’ın ifadeleriyle “büyük bir azap” (Al-i İmran, 176), “şiddetli bir azap” (Al-i İmran, 4) ve “acıklı bir azap”tır (Ali İmran, 21). İnsanın dünya hayatında sahip olduğu kıstaslar, Cehennem azabını tam olarak kavramaya yeterli değildir. Birkaç saniye olsun ateşe veya kaynar suya dayanamayan insan, sonsuza kadar sürecek bir ateş azabını zihninde gerektiği gibi canlandıramaz. Hatta dünyadaki ateşin verebileceği herhangi bir acı, Cehennem azabının şiddeti ile karşılaştırılamaz. Allah’ın azabının bir benzeri yoktur:

Artık o gün hiç kimse (Allah’ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz. Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz. (Fecr Suresi, 25-26)

Kuran’da anlatıldığına göre, Cehennem’de tam anlamıyla bir hayat, ancak her anı çok yönlü işkencelerle dolu bir hayat söz konusudur. Cehennem’deki bu hayat ise, aşağılanmanın, rezilliğin, sefilliğin, fiziksel ve psikolojik eziyetlerin, işkencelerin çok çeşitli uygulamalarından oluşur. Cehennem’deki azabı dünyadaki herhangi birşeyle kıyaslamak elbette mümkün değildir.

Devamı…

 

More Articles…

  • CENNET HAYAL GÜCÜ SINIRLARININ ÖTESİNDEDİR
  • SONUÇSUZ YALVARMALAR VE ÜMİTSİZLİK
  • CENNET’TE MÜMİNLERİN YAŞADIKLARI ORTAM
  • CENNET’TEKİ GÜZELLİKLER
  • MÜMİNLERİN GERÇEK YURDU; CENNET

    Allah, huzuruna mümin olarak gelecekler için içlerinde ebedi olarak kalacakları Cennet’i vadetmiştir. Allah’ın vaadi ise şüphesiz ki gerçekleşmesi kuşku götürmeyen en kesin sözdür. Böylece kesin bir bilgiyle inananlar, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmazlar ve mümin olarak canlarını teslim ettikleri takdirde günahlarının bağışlanarak Cennet’e kabul edileceklerini bilirler. Bir ayette şöyle denir:

    Adn Cennet’leri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun vaadi yerine gelecektir. (Meryem Suresi, 61)

    En sonunda o beklenen an gelir. Bir müminin hayatı boyunca tefekkür ettiği, kavuşabilmek için dua ettiği ve layık olabilmek için vargücüyle çalıştığı yer, “kalınacak yerlerin en hayırlısı” ve “Allah katındaki asıl varılacak güzel yer”dir: Cennet. Müminler için hazırlanmış ve onlara sunulmak üzere kapıları açılmıştır. Müminlerin Cennet’e girişleriyle ilgili bir ayette, bu eşsiz manzara şöyle tarif edilir:

    Onlar Adn Cennet’lerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından salih davranışlarda bulunanlar da. Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler:) “Sabrettiğinize karşılık selam size. Yurdun sonu ne güzel.” (Rad Suresi, 23-24)

     

    CENNET İÇİN YARIŞANLARIN DURUMLARI

    Mümin Kuran’da sonsuz bir ecir, sonsuz bir mükafat, sonsuz bir mutlulukla müjdelenmiştir. Ancak çoğunlukla dikkatlerden kaçan önemli bir nokta vardır. O da, sonsuz zaman içinde, sonsuz güzelliklere uzanan bu müjdenin, mümin daha dünyadayken başladığıdır. Çünkü mümin ahirette Cennet’le müjdelendiği gibi, bu dünyada da Allah’ın lütuf ve ikramından, nimetinden mahrum bırakılmamıştır.

    Kuran’da, salih amellerde bulunan müminlerin bu dünyada da güzel bir hayatla yaşatılacakları haber verilir:

    Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

    Hem bir mükafat ve şevk kaynağı hem de karşılıksız lütuf ve ihsanının bir göstergesi olarak salih kullarına dünyada nimet ve güzellik vermesi Allah’ın değişmez bir kanunudur. Zenginlik, ihtişam ve güzellik Cennet’in en temel özelliklerinden olduğu için, Allah sevdiği seçkin kullarına Cennet’i hatırlatacak, onların Cennet’e kavuşma arzu ve heyecanlarını artıracak nimetlerin ve ortamların benzer örneklerini bu dünyada da yaratır. Bu yüzden, nasıl inkarcıların ebedi azapları daha bu dünyadan başlıyorsa, salih müminler için vadedilen ebedi güzellikler de kendilerine dünyadaki hayatlarında gösterilmeye başlanır. Allah mümine, onu denemek kastıyla, hayatı boyunca sıkıntılar, çileleler, acılar da verebilir; ama bunlara Allah rızası için sabreden mümin, tüm bu sıkıntılardan, inkarcı bir insanın anlayamayacağı manevi bir lezzet alır.

    Devamı…

     

    GERÇEK YURT: AHİRET

    En yaygın kanaate göre insan, maddi bir zenginlik, “mutlu bir yuva” ve diğer insanlar gözünde saygınlık (statü) elde ettiğinde, kusursuz bir hayat kurmuş olur.

    Oysa Allah, Kuran’da bizlere bu tür bir bakış açısı vermez. Aksine, Kuran’da bildirildiğine göre, dünya üzerinde sürdürdüğümüz yaşam, asla eksiksiz, mükemmel ve sorunsuz olamaz. Çünkü, özellikle böyle olamayacak şekilde tasarlanmıştır.

    “Dünya” kelimesinin kökeni bu konuda çok önemli bir anlam içerir. Kelime, Arapça’daki “deniy” sıfatından türemiştir. “Deniy” ise, alçak, düşük, basit, değersiz gibi anlamlara gelmektedir. Bu durumda “dünya” kelimesi de, bu sıfatları içeren bir mekan anlamını taşır.

    Nitekim, dünya hayatının değersizliği ve önemsizliği Kuran’da sık sık vurgulanır. Dünya hayatını güzel kıldığı düşünülen tüm faktörler—zenginlik, iş hayatı, evlilik, çocuklar, başarı vs.—Kuran’a göre aslında geçici ve aldatıcı birer metadan başka birşey değildirler:

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama’, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir ‘çoğalma-tutkusu’dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah’tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka birşey değildir. (Hadid Suresi, 20)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: